Korkutucu hakkında

Dolar Hakkında Korkutucu Açıklama. Dolar kuru şuan itibari ile 7,40 Lira seyisine kadar geldi. Euro ise 8,80 Lira seviyelerini geçti. Dolar hakkında açıklamalar yapan Işık Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Evren Bolgün, dolar bu şekilde hareket etmeye devam ederse 7 liranın altına düşemeyeceğini söyledi. Gelecek hakkında korkuyorum, daha da kötüye gitmeye devam edersem, çalışmama son vermem ya da saatleri düşürmem gerekecek, ancak ödenecek ipoteğe sahip olacağımı biliyorum ve zaman geldiğinde nasıl yöneteceğimizi düşünmek korkutucu. Korkutucu bilgiler ile karşınızdayız. Top 31 : Korkutucu Gerçekler. Bir insan kafası, dekapite edildikten sonra yaklaşık 20 saniye boyunca bilinçli kalır. Ölümden sonraki üç gün içerisinde, sindirim sisteminizdeki enzimler vücudunuzu sindirmeye başlar. Dünya çapında yaklaşık 153.000 insan her gün ölüyor. Giovinazzi, yarışın 10. turunda Les Fagnes çıkışında kaza yaparak pistin sağ tarafındaki bariyerlere çarptı. Temastan sonra piste doğru savrulan Alfa Romeo'dan kopan lastik, Russell'ın üstüne doğru geldi ve İngiliz pilot buna çarptıktan sonra sol taraftaki bariyerlere çarptı ... Şehir Efsanesi mi, Korkutucu Bir Gerçek mi? Chemtrail Hakkında Bilmeniz Gereken 13 Şey ... kitle imha silahlarına sahip olan ülkeler olmayanlar üzerinde korkutucu etkiler yaratmış, yeni haritalar çizdirmiş, yeni oluşum, ayrılık ve kopuşların birincil etkeni olmuştur. Koronavirüs hakkında korkutan açıklama! Yeni tip Koronavirüs ile ilgili konuşan Prof. Dr. Bingür Sönmez korkutucu açıklamalarda bulundu. 3 hafta önce. 1 dakika okuma süresi. Facebook Twitter LinkedIn Pinterest E-Posta ile payla ...

porno sektörü hakkında bildiğiniz korkutucu, iğrendirici bir şeyler var mı

2020.08.14 22:42 kth_jjk porno sektörü hakkında bildiğiniz korkutucu, iğrendirici bir şeyler var mı

submitted by kth_jjk to KGBTR [link] [comments]


2020.07.31 16:29 karanotlar Sosyalizme Çağrı (Marksizm Hakkında) – Gustav Landauer – 11

Sosyalizme Çağrı (Marksizm Hakkında) – Gustav Landauer – 11
https://preview.redd.it/bkq1v2rcd7e51.png?width=640&format=png&auto=webp&s=ae8b2d43ce820e78b0d7e427e4fa97d04b77f937

Marksizm 6

Dönemimizin tarihi açısından, Pierre Joseph Proudhon’un 1848 yılı Fransız Şubat Devrimi sonrasında kendi halkına adalet ve özgürlük toplumu kurmak için ne yapması gerektiğini anlattığı zaman hatırlanmaya değer bir andı. Proudhon, hala, bütün yönleriyle, zamanının tüm devrimci yoldaşları gibi, 1789’da haricen patlak vermiş ve o zamanlar hissedildiği üzere karşı devrim ve müteakip hükümetler tarafından daha başından bastırılmış olan devrim geleneğinde yaşıyordu. Proudhon dedi ki: Devrim feodalizme son verdi. Feodalizmin yerini yeni bir şeyler almalıydı. Feodalizm, Devletin ekonomi alanındaki bir düzeniydi, bağlılıkları açıkça ifade edilmiş askeri bir sistemdi. Özgürlükler yüzyıllar boyu feodalizmin altını oymuştu; sivil özgürlükler giderek daha fazla zemin kazanmıştı. Fakat bunlar, eski düzeni ve güvenliği de, eski birlikleri ve cemiyetleri de tahrip etmişti. Birkaç insan yeni özgürlük ve hareketlilik sayesinde zengin olurken, kitleler zorluğa ve güvencesizliğe maruz kalmışlardı. Hem herkes için özgürlüğü koruyup, genişletip ve yaratıp hem de güvenliği, mülk ve yaşam koşullarının büyük eşitlenişini, yeni düzeni nasıl gerçekleştirebiliriz?
Proudhon, devrimin, militarizme yani hükümete son verip vermeyeceğini; görevinin politikayı toplumsal yaşamla, politik merkeziyetçiliği ekonomik çıkarların doğrudan birliğiyle, insanlara hükmeden değil işle ilgilenen bir ekonomik merkezle ikame etmek olup olmadığını devrimcilerin henüz bilmediğini söyler.
Görünürde sıkı olan bilimin adamı Marx, gelişmenin yasa koyucusu ve dikte edeni idi. Bununla ilgili beyanlarda bulundu. Ve kendisi gelişimi belirlediğine göre o kesin olmalıydı. Olaylar bitmiş, kapalı, ölü bir gerçeklik gibi hareket etmeliydi. Bu yüzden Marksizm bir doktrin ve adeta dogma şeklinde var olur.
Proudhon diyor ki, siz Fransızlar, küçük ve orta ölçekli çiftçilersiniz, küçük ve orta ölçekli esnafsınız; tarımda, sanayide, ulaşımda ve iletişimde faalsiniz. Şu ana kadar bir araya gelmek ve birbirinizden korunmak için krallara ve onların memurlarına ihtiyaç duydunuz. 1793’te devletin kralını lağvettiniz ancak ekonominin kralını, altını elde tuttunuz. Böylelikle ülkede bela, düzensizlik ve gelecek kaygısı bıraktığınız için kralların ve memurlarının ve orduların geri dönmesine izin vermek zorunda kaldınız. Otoriter aracıları defedin. Parazitleri ortadan kaldırın. Çıkarlarınızın dolaysız birliğinden emin olun. O zaman feodalizm ve devletin varisi olan bir topluma sahip olacaksınız.
Altın nedir? Sermaye nedir? Bu, bir ayakkabı, masa ya da ev gibi bir şey değildir. Bir şey değildir, gerçek bir şey değildir. Altın, ilişki için bir işarettir. Sermaye insanlar arasında ilişki olarak ileri geri giden bir şeydir. İnsanlar arasında bir şeydir. Sermaye itibardır; itibar, çıkarların karşılıklılığıdır. Şu anda devrim içindesiniz. Devrim – heves, güven ruhu, eşitlenme coşkusu, bütün için gayret arzusu – sizin başınıza geldi, sizin aranızda oluştu: kendiniz için doğrudan karşılıklılık yaratın. Hiçbir parazit, vampir-benzeri aracı olmadan kendi çalışmanızın üretimi ile birbirinize gittiğiniz bir kurum tesis edin. O zaman hiçbir vasi otoriteye ne de en yeni beceriksizlerin, Komünistlerin, bahsettiği siyasi hükümetin mutlak iktidarının ekonomik yaşama aktarılmasına ihtiyaç duymayacaksınız. Görev şudur: ekonomik ve kamusal yaşamda özgürlüğü öne sürmek ve yaratmak ve zorluğun, güvenliksizliğin, eşyanın sahipliği değil de insan ve köle-sahipliğinin hâkimiyeti olan mülkiyetin ve tefecilik olan faizin lağvedilmesi için eşitlenmeden emin olmak. Bir takas bankası yaratın!
Takas bankası nedir? Özgürlük ve eşitlik için dışsal bir biçimden, objektif bir kurumdan başka bir şey değildir. Kim faydalı bir işle uğraşıyorsa – çiftçi, esnaf, işçiler birliği – hepsi, basitçe, çalışmaya devam etmelidir. İşin örgütlenmeye, diğer bir deyişle otoriteler tarafından emredilmesine ya da millileştirilmesine ihtiyacı yoktur. Halkın ihtiyaç duyduğu her şeyin üretimi sırasında marangoz mobilya yapar; ayakkabıcı çizme yapar; fırıncı ekmek pişirir vs. Marangozsun, ekmeğin mi yok? Elbette ki fırıncıya gidip fırıncının ihtiyacı olmayan sandalye ve dolabı teklif edemezsin. Takas banka git ve siparişlerini ve ürünlerini evrensel geçerli çeke dönüştür. Proleterler, ücret için çalışmak üzere müteşebbise bundan böyle gitmek istemiyor musunuz? Bağımsız olmak mı istiyorsunuz? Fakat ne atölyeniz, ne aletleriniz ne de yiyeceğiniz mi var? Bekleyemiyorsunuz ve kendinizi hemen mi kiralamanız gerekiyor? Lakin müşterileriniz mi yok? Diğer proleterler, siz proleterler, hepiniz, sömürücü simsarların aracılığı olmadan ürünlerinizi birbirinizden satın almak istemez misiniz? Sonra kendi alım-satımlarınızdan emin olun, siz ahmaklar! Müşteri muteberdir. Müşteri bugün adlandırıldığı üzere paradır. Sıralama her zaman yoksulluk-kölelik-iş-ürün şeklinde olmak zorunda değil midir? Karşılıklılık, eşyanın yönünü değiştirir. Karşılıklılık doğanın düzenini yeniden sağlar. Karşılıklılık paranın kurallarını kaldırır. Karşılıklılık birincildir: çalışmak ve ihtiyaçlarını karşılamak isteyen tüm insanlara imkân veren, insanlar arasındaki ruhtur.
Proudhon, hiç suçlu aramayın, herkes suçludur, diyor. Bazıları köleleştirir ve diğerleri en temel ihtiyaçları alıp götürür ya da en az ihtiyacı geride bırakır yahut acenta ve denetmenler olarak köleleştiren efendilere hizmet eder. İntikam ruhu, öfke ya da yıkıcılıktan meydana gelmeyecektir, yeni toplum. Yıkım, yapıcı bir ruh ile gerçekleştirilmelidir. Devrim ve muhafaza etme birbirini dışlamaz.
Eski Romalıları taklit etmekten vazgeçin. Jakobit[1] diktatörlük rolünü geçmişte oynadı fakat tribünlerin büyük tiyatroları ile güzel davranışlar sizin toplumunuzu yaratmaz. Gerçek hayatta yürütülmelidir. Faydalı nesneleri yeterli miktarda yaparsınız; faydalı şeyleri adil dağılım ile tüketmek istersiniz; o halde doğru bir biçimde takas etmelisiniz.
Çalışma ile yaratılmamış şeyin, der Proudhon, değeri yoktur; işçiler kapitalistlerin üstünlüğünü yaratmıştır ve siz yarattığınız değerleri saklayıp kullanamazsınız çünkü siz yalıtılan ve mal sahiplerinin servetini artıran ve böylelikle onlara köleler ve mülk üzerinde iktidar sağlayan mülksüz insanlarsınız. Fakat bu durumda o, sadece imtiyazlının elindeki birikmiş malın mevcut stoklarına bakmanın ve de bunları sadece siyaset ya da şiddet yoluyla onlardan almayı düşünmenin ne kadar çocukça olduğunu söyleyebilir. İşçiler tarafından yaratılan değer her zaman değişir, her zaman dolaşımdadır. Bugün değer, kapitalistten tüketici olarak işçi aracılığıyla kapitaliste geri döner; değer, kapitalistten tüketici işçilere gitsin fakat onlardan tekrar kapitalistlere değil, aynı işçilerin, üreten işçilerin ellerine dönsün diye kendinizin karşılıklı davranış biçimini dönüştürerek yeni kurumlar tesis edin.
Proudhon tüm bunları, benzersiz bir güçle, ciddiyet ve coşkunluğun, tutkunun ve objektifliğin büyük bileşimi ile kendi halkına söylemişti. Proudhon, devrim, çözülme, geçiş ve kapsayıcı ve temel önlemler olasılığı anında yeni toplumu yaratacak, hükümetin son yasası olacak ve hükümeti söylendiği gibi geçici hükümet yapacak bireysel adımları ve kararları önermişti.
Ses oradaydı fakat dinleyiciler yoktu. Doğru zaman oradaydı fakat geçip gitti ve şimdiyse sonsuza dek yok oldu.
Proudhon biz sosyalistlerin yeniden keşfettiği şeyi; sosyalizmin her zaman mümkün ve her zaman imkânsız olduğunu biliyordu. Sosyalizm, doğru insanlar onu istediğinde diğer bir deyişle onu eyleme koyduğunda mümkündür ve insanlar onu istemediğinde ya da sözüm ona onu isteyip ona göre harekete geçemediğinde imkânsızdır. O yüzden bu adamın sesi duyulmadı. İnsanlar onun yerine incelediğimiz ve reddettiğimiz yanlış bilimi sunan, sosyalizmin kapitalist büyük sanayinin doruk noktası olduğu ve çok az kapitalistin şimdiden neredeyse sosyalist olmuş kurumların özel mülkiyetine sahip olduğunda geldiğini, böylelikle birleşmiş proleter kitlelerin özel mülkiyeti toplumsal mülkiyete geçirmesinin kolay olacağını öğreten bir başka sesi duydu.
Sentez adamı Pierre Joseph Proudhon yerine, analiz adamı Karl Marx duyulmuş ve dolayısıyla çözülme, çürüme ve çöküşün devam etmesine izin verilmişti.
Analiz adamı Marx, kendi kelime haznesinde hapsedilen sabit, katı kavramlarla çalıştı. Bu kavramlarla Marx, gelişim yasasını açıklamak ve adeta zorla kabul ettirmek istedi.
Sentez adamı Proudhon kapalı kavramsal kelimelerin yalnızca daimi devinim için sembol teşkil ettiklerini bize öğretti. Kavramları akan devamlılık içerisinde eritti.
Özellikle detaylara hevesli olan ve Marksizm eleştirileri sıklıkla bizim eleştirilerimizle örtüşen sözde revizyonistler – bu eleştirileri büyük ölçüde anarşistlerden, Eugen Dühring ve diğer bağımsız sosyalistlerden almış olmaları da şaşırtıcı değildir – asıl taktikleri olarak adlandırılabilecek bir şeylere tedricen âşık oldular. Bu şekilde Marksizm ile birlikte sosyalizmi de, neredeyse son izine kadar reddettiler. Şu anda kapitalist toplumda işçi sınıfını parlamento ve ekonomik araçlar üzerinden teşvik edecek bir parti kurma sürecindeler.
Görünürde sıkı olan bilimin adamı Marx, gelişmenin yasa koyucusu ve dikte edeni idi. Bununla ilgili beyanlarda bulundu. Ve kendisi gelişimi belirlediğine göre o kesin olmalıydı. Olaylar bitmiş, kapalı, ölü bir gerçeklik gibi hareket etmeliydi. Bu yüzden Marksizm bir doktrin ve adeta dogma şeklinde var olur.
Proudhon, şey-kelimeleriyle ilgili hiçbir sorunu çözmeyi istememiş; hareketleri belirleyen kapalı şeyler ve ilişkiler, apaçık bir varlık, oluş, kaba görünürlük, görünmez değişim yerine ve son olarak – en olgun yazılarında – toplumsal ekonomiyi psikolojiye dönüştürmüştür. Öte yandan psikolojiyi de kaba bireysel psikolojiden – ki bireyden yalıtılmış bir şey çıkarır – insanı bir dizi sonsuz, bölünmez ve ifade edilemez oluş şeklinde tasavvur eden toplumsal psikolojiye dönüştürmüştür. Bu bakımdan Proudhonizm diye bir şey yoktur, sadece Proudhon vardır. O halde Proudhon’un belli bir an için hakikatle ilgili söyledikleri, şeylerin on yıllardır devam etmesine izin verildiği günümüzde, artık uygulanamaz. Geçerli olan yalnızca Proudhon’un düşüncelerinde baki olandır; kendisine ya da geçmiş herhangi bir tarihsel ana körü körüne dönmek için hiçbir girişimde bulunulmamalıdır.
Marksistlerin Proudhon hakkında söyledikleri, yani onun sosyalizminin küçük burjuva ve küçük çiftçi sosyalizmi olduğu, bizim de tekrar etmemize izin verin, tamamen doğrudur ve onun en yüksek unvanıdır. Onun sosyalizmi, diğer bir ifadeyle, 1848 ila 1851 arası sosyalizmi, Fransız halkının 1848 ila 1851 arası sosyalizmidir. O anda mümkün ve gerekli olan sosyalizm idi. Proudhon, bir Ütopyacı ya da bir peygamber değildi; bir Fourer de değildi, Marx da. Eylem ve kavrama adamı idi.
Burada açıkça 1848-1851 yıllarının adamı olan Proudhon’dan bahsediyoruz. Bu adam şöyle söylemişti ve yaşadığı çağ onun böyle söylemesi için teşekkül etmişti: “Siz devrimciler, eğer bunu yaparsanız, büyük dönüşümü başaracaksınız.”
1848 yılının adamından olduğu kadar öğrenecek şeyimiz olan sonraki yılların adamı, devrimden sonra söylediği devrimci konuşmaları, beyhude melodramatik ya da pornografik bir öz-taklit ile tekrar etmeyi istemedi. Her şeyin kendi zamanı vardı ve devrim sonrasındaki her an, geçmişin büyük anında yaşamları durmamış herkes için devrim öncesi zamandı. Proudhon, aldığı pek çok yaradan kaynaklı kanamaya rağmen yaşamaya devam etti. O zaman şunu sordu kendisine: “Ben, eğer yaparsanız dedim; fakat neden yapmadılar?” Cevabını buldu ve sonraki çalışmalarında bu cevabı yazdı. Bu cevabın bizim dilimizdeki karşılığı şudur: “Çünkü ruh yoktu.”
Ruh, o zaman da yoktu ve 60 yıldır da yok ve hiç olmadığı kadar derine batıp kayboldu. Şu ana kadar gösterdiğimiz her şey bir cümle ile özetlenebilir: Tarihte öngörülen sözüm ona doğru anı beklemek bu hedefi daha da uzak bir tarihe ertelemiş ve bulanık bir karanlığa itmiştir; ilerlemeye ve gelişmeye duyulan güven gerilemenin adı idi ve bu “gelişme” dış ve iç koşulları yozlaşmaya daha da çok adapte etti ve büyük değişimi hiç olmadığı kadar uzak kıldı. Marksistler, insanlar kendilerine inandığı sürece “Henüz zamanı değil!” derken haklı olacaklar ve asla daha az değil, her zaman daha fazla haklı olacaklar. Bir deyişin, bu deyiş söylendiği ve çabucak duyulduğu için doğru olduğunu söylemek yaşamış ve meydana gelmiş en korkutucu çılgınlık değil midir? Ve herkesin oluşu, sanki nihai, tamamlanmış bir oluşmuş gibi ifade etme girişiminin, insanların zihinlerinde bunun güç kazanması halinde biçim ve yaratıcılığın güçlerini eninde sonunda zayıflatmak zorunda olduğunun farkına varması gerekmez mi?
Marksizme yılmadan saldırmamızın sebebi budur. Bu yüzden işin peşini bırakamayız ve ondan tüm kalbimizle nefret etmeliyiz. Marksizm bir tarif ve bilim değildir. Öyleymiş gibi davranmaktadır; fakat acizliğe yadsıyıcı, yıkıcı ve sakatlayıcı bir çağrı, irade eksikliği, teslimiyet ve kayıtsızlıktır. Sosyal Demokrasi’nin detaylar üzerinde arı-gibi çalışması – laf arasında söyleyelim Sosyal Demokrasi, Marksizm değildir – bu yetersizlik onun yalnızca öteki yüzüdür ve yalnızca sosyalizmin orada olmadığını ifade eder zira sosyalizm küçük ve büyük meselelerde bütünü hedefler. Bu tür bir detaylı olmayan çalışma sadece kasırgadaki bir kuru yaprak gibi mevcut anlamsızlığın döngüsünde, sadece pratiğe geçirilen, sürüklenişi reddedilecektir.
Marksistlerin düşündüğü gibi sosyalizmin gelmek zorunda olmadığını söyledik. Şimdi şunu söylüyoruz: çeşitli halklar tereddüt etmeye devam ederse, kendileri açısından sosyalizmin bundan böyle hiç de mümkün olmadığı zaman gelebilir.
Özellikle detaylara hevesli olan ve Marksizm eleştirileri sıklıkla bizim eleştirilerimizle örtüşen sözde revizyonistler – bu eleştirileri büyük ölçüde anarşistlerden, Eugen Dühring ve diğer bağımsız sosyalistlerden almış olmaları da şaşırtıcı değildir – asıl taktikleri olarak adlandırılabilecek bir şeylere tedricen âşık oldular. Bu şekilde Marksizm ile birlikte sosyalizmi de, neredeyse son izine kadar reddettiler. Şu anda kapitalist toplumda işçi sınıfını parlamento ve ekonomik araçlar üzerinden teşvik edecek bir parti kurma sürecindeler. Marksistler, Hegel tarzında bir ilerlemeye inanırken, revizyonistler Darwin tarzı bir evrimin taraftarıdırlar. Artık felakete ve aniden oluşlara inanmıyorlar; kapitalizmin ani bir devrim ile sosyalizme dönüşmeyeceğine fakat tedricen daha katlanılabilir bir biçim alacağına inanıyorlar.
Bunlardan bir kaçı sosyalist olmadıklarını kabul etmeyi tercih edebilir ve parlamentarizme ve parti politikalarına, oy toplamaya ve monarşizme adaptasyonlarında şaşırtıcı bir biçimde başarılı olabilirler. Diğerleri ise kendilerini hala tümüyle sosyalist olarak görebilir. Bunlar, işçilerin özel durumlarında, sözde endüstriyel anayasalcılık sayesinde işçilerin üretimdeki payında ve tüm ülkelerde demokratik kurumların genişlemesi sayesinde kamusal ve yasal koşullarda daimi, yavaş ve fakat durmayan bir iyileşme gördüklerine inanırlar. Hem kabul ettikleri hem de kısmen sebep oldukları Marksist doktrinin başarısızlığı üzerinden kapitalizmin hâlihazırda sosyalizm yolu üzerinde bulunduğunu ve bu gelişmeyi enerjik bir biçimde teşvik etmenin de sosyalistlerin görevi olduğu sonucunu çıkarırlar. Bu görüşleriyle, Marksizm’in ilk başta söylediği şeyin çok da uzağında düşmezler. Sözüm ona radikaller de her zaman aynı yol üzerindeydiler ve sadece bu görüşün devrimcilikle kırbaçlanmış ve bir araya gelmiş seçmen kitlelerine söylenmemesi dileğine sahiptirler.
Marksistlerin revizyonistlerle olan gerçek ilişkisi şu şekildedir: Marx’ın ve onun en iyi havarilerinin aklında, koşullarımızın tamamı kendi tarihsel bağlamları içerisinde yer aldığı ve bunların genel kavramlar altında toplumsal yaşamımızın detaylarını düzenlemeye çalıştığı vardır. Revizyonistler, yerleşik genellemelerin yeni doğan gerçekliklerle örtüşmediğini çok net gören fakat yine de çağımızı külliyen, yeni ve temelde farklı bir şekilde anlamaya ihtiyaç duyan karakteristik şüphecileridirler.
Marksizm, bir süre için, çok sayıda ıskat edilmişin kendi yoksulluğunun, doyumsuzluğunun farkına varmasına ve topyekûn bir değişim için ideal bir haleti ruhiyeye yol açmıştır. Bu süremezdi çünkü söz konusu bilimsel aptallığın ektisi altında kitleler beklemeye yönelmiş ve herhangi bir sosyalist faaliyet yapamaz hale gelmiştir. Bu şekilde, kitleler, siyasi ve demagojik yöntemlerle sürekli cesaretlendirilmemiş olmasalardı, tedrici bir dinginlik ve sakinlik çoktan kitlelere geri dönerdi. Revizyonistler erken kapitalizmin en kötü barbarlığının ortadan kalktığını, işçilerin proleter koşullara daha da alıştığını ve kapitalizmin hiçbir şekilde kendi çöküşüne yakın olmadığını şimdilerde görüyorlar. Elbette bizler, bunların tamamında, kapitalizmin sürdüğü muazzam tehlikeyi görüyoruz. İşin aslı, işçi sınıfının durumu – bir bütün olarak görüldüğünde – iyileşmemiştir. Aksine yaşam daha da zor ve nahoş bir hal almıştır. O kadar nahoş bir hale gelmiştir ki işçiler neşesizleşmiş, ümitsizleşmiş ve ruh ve karakter bakımından yoksullaşmıştır. Fakat en önemlisi sosyalizm için mücadele, doğru mücadele, münhasıran acıma hislerine ya da öncelikle belli bir insan sınıfının kaderine bağlı olmaz. Toplumun temellerinin tümden dönüşümü ile ilgilidir. Hedefi yeni bir yaratımdır.
Bizim işçilerimiz bu halet-i ruhiyeyi giderek kaybetmiştir (zira hiçbir zaman halet-i ruhiyeden daha fazlası olmamıştır), çünkü Marksizmde çözülme ve iktidarsızlık unsurları başından itibaren öfke kuvvetlerinden daha güçlüydü ve herhangi bir olumlu içerikten de yoksundu. İşçi sınıfının, Tanrının ya da tarihsel zorunluluk gereği gelişimin seçilmiş insanları değil, daha ziyade en şiddetli acı çeken insanların bir kısmı olduğunu hâlihazırda bilenler açısından revizyonizm fenomeni ve onun hoşgörülü şüpheciliği sadece eylemsizlik, kararsızlık ve kitlelerin rehaveti üstündeki “ideolojik üstyapı”dır ve işçi sınıfı sefalete eşlik eden ruhsal değişimler yüzünden bilgi elde etmeyi en zor iş olarak görecektir. Bu alandaki tüm genellemelerden kaçınmak en iyisidir. İşçi sınıfı oldukça farklıdır ve acının çok farklı insanlar üzerinde her zaman çok farklı etkileri olur. Fakat acının büyük kısmı birinin kötü durumunun kavranmasıdır ve en azından bu ölçüde hiç acı çekmemiş kaç proletarya vardır!
Devrim başarısız olduktan sonraki zamanlarda, devrimden önceki bu altmış yıl boyunca, ilişkilerin nasıl değiştiğini biliyoruz. Bunlar kapitalizmin uyumunun, proleterleşmenin on yılları idi ve pek çok açıdan hâl-i hazırda kalıtsal hale gelmiş gerçek bir adaptasyondu. İnsanlar arasındaki ilişkilerde bozulma vardır ki bireysel insanlara ait pek çok bedenin şimdiden fark edilir bir biçimde çürümesine dönüşmüştür.
Yeryüzü neredeyse tümüyle keşfedildi, çok geçmeden neredeyse tamamı iskân edilecek ve buralara sahip olunacaktır. Şu anda ihtiyaç duyulan şey, bildiğimiz insan dünyasında daha önce hiç var olmamış gibi bir yenilenmedir. İşte bu, bizi çok daha fazla etkilemesi gereken bu yeni şey, zamanımızın belirleyici özelliğidir.
Burada bahsettiğimiz muazzam bir tehlikedir. Marksistlerin düşündüğü gibi sosyalizmin gelmek zorunda olmadığını söyledik. Şimdi şunu söylüyoruz: çeşitli halklar tereddüt etmeye devam ederse, kendileri açısından sosyalizmin bundan böyle hiç de mümkün olmadığı zaman gelebilir. Buna rağmen insanlar birbirine karşı çok aptalca, çok alçakça hareket edebilir. Tümüyle esarete teslim olabilir ve kendi gaddarlıklarını kabul edebilir: Tüm bunlar insanlar arasında bir şeydir, kendilerine kararlı, canlı duyguların hizmet etmesi halinde işlevsel ve gelecek nesilde ya da hâlihazırda yaşayan insanlarda değiştirilebilen bir şeydir. Toplumsal ya da genellikle söylendiği gibi psikolojik ilişkiler meselesi olduğu müddetçe bu durum henüz kötü değildir. Kitlesel sefalet, yoksulluk, açlık, evsizlik, psikolojik yılgınlık ve ahlak bozukluğu ve zevk düşkünlüğü, aptalca lüks, militarizm, ruhsuzluk – hepsi, oldukları halleriyle kötüdürler, isabetli bir doktor gelirse yaratıcı ruhtan, büyük devrimden ve yenilemeden (regeneration) çıkarsa bunları tedavi edilebilir. Fakat tüm zorluk ve baskı ve ruhsuzluk insanlar arasında bir şeyler olmaktan çıkarsa, ruhta bulunan ilişkiler bozulursa, adına ruh dediğimiz insanlar arası ilişkiler kompleksine bundan böyle rahatsızlık vermezse, kronik yetersiz beslenme yerine, alkolizm, uzun süreli acımasızlaşma, sürekli tatminsizlik, akut ruhsuzluk (ki ruh ve sosyal yapı açısından önemi, ağı açısından örümceğin önemi gibidir) bireysel bedenlerde kapsamlı etkilerle birlikte değişimlerle sonuçlanırsa, o zaman hiçbir çare yardımcı olamayacaktır ve halk ya da halkların tüm kesimleri yıkıma mahkûm olabilecektir. Halkların her zaman yok olması gibi, onlar da yok olacaktır: diğer, sağlıklı halklar bunların efendileri olur ve halkların karışımına dönüşür ve hatta bazen de kısmi imha yaşanır – eğer, en azından diğer, sağlıklı halklar hala yaşıyorsa. Kimse uluslar tarihinin ilk dönemlerinden analojilerle ucuz oyunlar oyamamalıdır. Çünkü zamanı geldiğinde, şeyler, gene, sözde ulusların göçü denilen zamanlarda yaptıkları gibi ilerlemek zorunda değildir. İnsanoğlunun başlangıç zamanlarında yaşıyoruz ve bu yeni başlamış insanoğlunun sonunun başlangıcı olabileceği tümüyle göz ardı edilemez. Belki de hiçbir çağ gözlerinin önünde dünyanın sonunun bu kadar tehlikeli bir biçimde belirdiğini biziler kadar görmemiştir.
Gerçek ilişkiler kompleksi bakımından insanoğlu, dışsal bağlarla ve içsel çekimle ve ulusal sınırları aşan dürtüyle bir arada duran bir dünya toplumu elbette ki henüz mevcut değildir. Fakat bunun vekilleri oradadır ve bunlar bir ersatz’dan daha fazlası olabilir. Bunlar, başlangıç olabilir: dünya pazarı, uluslararası anlaşmalar ya da hükümet politikaları, uluslararası örgütler ve çeşitli türde kongreler, küre çevresinde trafik ve iletişim, bunların hepsi, eşitlik olmasa bile, en azından çıkarların özümsenmesini, gelenekleri, sanatı veya sanatın modaya uygun yedeğini, teknoloji ruhunu, siyasi biçimleri daha da çok yaratmaktadır. İşçilere de bir ulustan diğerine giderek daha fazla ödünç verilmektedir. Dahası tüm ruhsal gerçeklikler – din, sanat, dil, genelde ortak ruh – orada ikişerli bulunmaktadır ya da bize doğal bir zorunluluk gereği ikişer ( birincisi birey ruhunda nitelik olarak ya da meleke olarak ve ikincisi insanlarla yaratıcı örgütler ve birliklerin iç içe geçtiği bir şeyler olarak) görünmektedir. Tüm bunlar özensiz bir biçimde ifade edilmiştir. Geçiş yaparken düzeltilebilecek olan hemen yapılacaktır fakat bu zamanda bu dil eleştirisi uçurumunun ve fikirler teorisinin (ikisi de birbirine aittir) derinine inemeyiz. Tüm bunlara şunu söylemek için değinildi: medeniyet (humanitas), humanité, humanity ve beşeriyet ki bunlara şimdilerde göstermelik merhametli bir lütuf, zayıflatılmış ve derinlik yoksunu bir ifade ile “insaniyet”(humaneness) diyoruz – tüm bu kelimeler, aslen sadece bireyde yaşayan ve hükmeden insanoğluna atfedilmekteydi. Bir zamanlar, en azından Hıristiyanlığın tam zamanında çok güçlü bir şekilde vardı, fiziken çokça hissediliyordu. Özdeş toplum olarak mütekabiliyet bireyde temerküz eden ve bireyler arasında büyüyen beşeriyete geldiğinde ancak dışsal anlamıyla gerçek beşeriyete varabileceğiz. Bitki tohumunda bulunur, tıpkı, tohumun, atalarına ait bitkilerin sonsuz zincirinin cevheri olması gibi. İnsanoğlu hakiki varlığını bireyin insaniliğinden alır. Bireyin insaniliğinin sadece geçmişin sayısız neslinin varisi olması da tıpkı böyledir. Olan şey oluştur, küçük evren (mikrocosm), evrendir (macrocosm). Birey halktır, ruh toplumdur, düşünce birlik bağıdır.
Fakat bildiğimiz birkaç bin yıllık tarihte insanoğlu ilk kez tam anlamıyla ve tam kapsamlı olarak haricen birleşmek istiyor. Yeryüzü neredeyse tümüyle keşfedildi, çok geçmeden neredeyse tamamı iskân edilecek ve buralara sahip olunacaktır. Şu anda ihtiyaç duyulan şey, bildiğimiz insan dünyasında daha önce hiç var olmamış gibi bir yenilenmedir. İşte bu, bizi çok daha fazla etkilemesi gereken bu yeni şey, zamanımızın belirleyici özelliğidir. Tüm dünyada insanoğlu yaratılmak istemektedir ve bunu, eğer birleşmiş insanoğlunun başlangıcı, sonu olmayacaksa, insanoğlunun başına güçlü bir yenilenme geldiği o anda istemektedir. Önceden bu tür bir yenilenme genellikle geri kalandan ve kültürel karışımdan ortaya çıkan yeni halklar ile ya da göç alan yeni ülkelerle özdeşti. Halklar birbirine ne kadar çok benzerse ülkeler o denli yoğun iskâna tabi oluyordu ve dışarıdan veya içeriden bu tür bir yenilenme için umut da o kadar az oluyordu. Hâlihazırda kendi halklarımızdan ümit kesmek isteyenler ya da en azından zihinlerin radikal yenilenmesi için dış dürtünün ve canlı enerjinin dışarıdan, şifalı uykularından yeni uyanmış eski halklardan gelmesi gerektiğine inananlar, hala, Çin, Hindu ya da belki Rus halkları için umut inşa edebilir. Bazıları, çocuksu Kuzey Amerikan barbarlığı arkasında belki de hala saklı kalmış bir idealizmin ve fevkalade patlak verecek coşkun bir ruha ait fazla enerjinin olduğunu yine de ümit edebilir. Ancak 40 ya da 50 yaşlarında olan bizlerin bu romantik beklentiler yüzünden gene de hayal kırıklığı yaşayacağımız ve Çinlilerin Batıyı taklitte Japonya’yı takip edeceği, Hinduların salt çürüme kanallarına hızlıca geri kaymak, vs. için yükseleceği akla yatkındır. Asimilasyon çok hızlı ilerlemektedir. Medeniyet ve medeniyetle birlikte gerçek fiziki ve psikolojik çöküş yayılmaktadır.
Vaktiyle çürüyen rafine medeniyetten ve taze kandan yeni bir başlangıç çıktığı gibi, yeniden yükselişe geçeceğimize dair kesin, yanılmaz işaretler var mıdır? İnsanoğlunun, sonradan olacağı şey: ulusların sonu için geçici, kusurlu bir kelime olmadığı kesin midir? Şimdiden yoz, pervasız ve köksüz kadınlar ve onların erkek eşleri hafif meşrepliği yere göre sığdıramıyor ve aileyi, çeşitli, özgür ve sınırsız birliktelik hazzıyla, babalığı da annelik devlet sigortası ile ikame etmek istiyorlar. Ruh özgürlük ister ve onu içerir.
İhtiyacımız olan cesareti ve ivediliği elde etmek için kendimizi bu boşluğa bırakmalıyız. Bu sefer yenilenme bilinen herhangi bir zamana kıyasla daha güçlü ve farklı olmalıdır. Sadece kültür ve beraberinde yaşamın insani güzelliğini arıyor değiliz. Bir çare arıyoruz; kurtuluş arıyoruz. Yeryüzünde bugüne kadar var olmuş en büyük dışsal katman yaratılmalıdır ve bu katman, imtiyazlı tabakada – küresel insanoğlu – şimdiden hazırlanmaktadır. Yine de bu, harici bağlarla, anlaşmalarla ve hükümetsel yapı ya da korkunç buluş olan dünya devleti ile gelemeyecek, ancak en küçük grupların, yukarıdaki tüm toplulukların yeniden tesis edilmesi ve en bireysel bireyselcilik ile gelecektir. Şümullü bir toplum inşa edilmeli ve inşa küçük ölçekte başlamalıdır; tüm mıntıkalara uzanmalıyız ve bunu da ancak çok derin kazarsak yapabiliriz zira bundan böyle dışarıdan daha fazla yardım gelemez. Artık işgal edilmemiş hiçbir toprak yoğun kalabalık halkları yerleşmeleri için davet etmeyecektir; insanoğlunu tesis etmeliyiz ve bunu ancak insanilikte bulabiliriz. Bunun da sadece bireylerin gönüllü ilişkisinde ve doğal olarak birbirlerine yakınlaşan, aslında bağımsız insanlar topluluğundan yükselmesini sağlayabiliriz.
Ancak şimdi biz sosyalistler rahat bir şekilde nefes alıp kaçınılmaz zorluğu, görevimizi, varlığımızın bir parçası olarak kabul edebiliriz. Şimdi, fikrimizin bizim benimsediğimiz bir fikir değil de bizi seçim yapmaya – ya peşinen insanoğlunun gerçek yıkımını tecrübe etmeye ya da bu yıkımın çevremizde aşınan başlangıçlarını seyretmek veya kendi eylemimizle yükselişin ilk başlangıcını yapmaya – sevk eden çok güçlü bir dürtü olduğunu içten bir kesinlikle hissediyoruz.
Burada muhtemel bir gerçekliğin bir kuruntusu olarak tehdit etmesine izin verdiğimiz dünyanın sonu elbette ki neslin ani olarak tükenmesi değildir. İçinde karşı konulamaz türde bir kaide bulma eğilimi ve analojiye karşı uyarıda bulunuyoruz çünkü kimi çöküş dönemlerinin ardından gelen büyük dönemleri biliyoruz. Durumu gözümüzde canlandırdığımızda, hangi emsalsiz hızla ulusların ve sınıfların bu kapitalist medeniyette birbirine daha da benzer hale geldiğini; proleterlerin nasıl sıkıcı, uysal, kaba, dışsal ve artan ölçüde alkolik olduğunu; dinlerini kaybetmeleri ile her tür içsel hissi ve sorumluluğu nasıl kaybettiklerini; tüm bunların fiziki etkilerinin nasıl olduğunu; üst sınıfların siyaset, kapsamlı görüş ve belirleyici eylem açısından güçlerini nasıl kaybettiğini; sanatın züppelik, modaya uygun değersiz ve arkeolojik ve tarihsel taklit ile nasıl ikame edildiğini; nasıl eski din ve ahlak ile her sıkı standardın, her kutsal ittifakın, her karakterin sağlamlığının kaybedilmekte olduğunu, kadınların yüzeysel kösnüllük ve renkli, dekoratif şehvet girdabına nasıl çekilmekte olduğunu; doğal düşünülmemiş nüfus artışının tüm halk katmanlarında azalmaya nasıl başladığını ve bilim ve teknolojinin rehberliğinde çocuksuz seks ile ikame edildiğini; sorumsuzluğun, hâkim koşullar altında neşesiz iş yapmayı artık kaldıramayan proleterlerle vatandaşlar arasındaki tam da en iyi unsurları nasıl istila ettiğini görüyoruz. Eğer tüm bunların toplumun her katmanında nevroza ve histeriye dönüşmeye başladığını nasıl görüyorsak, o zaman kişi, iyileşme için, yeni kurumların yaratılması için kendisini toplayacak olan halkın nerede olduğunu sormalıdır. Vaktiyle çürüyen rafine medeniyetten ve taze kandan yeni bir başlangıç çıktığı gibi, yeniden yükselişe geçeceğimize dair kesin, yanılmaz işaretler var mıdır? İnsanoğlunun, sonradan olacağı şey: ulusların sonu için geçici, kusurlu bir kelime olmadığı kesin midir? Şimdiden yoz, pervasız ve köksüz kadınlar ve onların erkek eşleri hafif meşrepliği yere göre sığdıramıyor ve aileyi, çeşitli, özgür ve sınırsız birliktelik hazzıyla, babalığı da annelik devlet sigortası ile ikame etmek istiyorlar. Ruh özgürlük ister ve onu içerir. Ruhun böyle birliktelikleri aile, kooperatif, profesyonel grup, topluluk ve ulus olarak yarattığı yerde özgürlük vardır ve insanoğlu da burada vücut bulabilir. Fakat ruhun yerini almış tahakkümün, cebri kurumlarında ruh yerine şimdilerde neyin köpürmeye başladığını biliyor muyuz, bu ikameye katlanabileceğimizden emin olabilir miyiz? Ruhsuz özgürlük, kösnül özgürlük, sorumsuz haz özgürlüğü? Ya da tüm bunların kaçınılmaz sonucunun en dehşetli eziyetler ve yalnızlık, en dermansız zayıflık ve hissiz umursamazlık mı olacak? Acaba bir coşkun duygu ve yeniden doğuş anı ve büyük kültürel topluluklar federasyonu devrinin anını hiç yaşayacak mıyız? Şarkıların insanlarda yaşadığı, kulelerin birliği ve coşkuyu cennete taşıdığı ve ruhlarında halkın temerküz ettiği insanları yüceltmek suretiyle büyük işlerin halkın büyüklüğünü temsil etmek için yaratıldığı zamanlar hiç olacak mı?
Bilmiyoruz ve bu yüzden buna teşebbüs etmenin görevimiz olduğunu biliyoruz. Geleceğin sözde biliminden şu anda tamamen kurtulduk. Sadece hiçbir gelişme yasası olmadığını biliyor değiliz. Güçlü tehlikeyi, şimdiden çok geç kalmış olabileceğimizi, tüm teşebbüslerimizin ve eylemlerimizin belki de artık yardımcı olamayabileceğini dahi biliyoruz. Ve bu yüzden kendimizdeki, tüm bilgilerimizdeki son bağlarımızı da atıp kurtulduk, daha fazlasını biliyor değiliz. Tarif edilmemiş ve belirsiz bir şeyler önünde ilkel bir adam gibi duruyoruz. Önümüzde hiçbir şey yok ve her şey yalnızca kendi içimizde var: bizde gelecekteki insanoğlunun değil geçmişteki insanoğlunun realitesi ya da etkinliği var; dolayısıyla bu realite ya da etkinlik aslen içimizde var. Başarı bizim içimizdedir. Bizi yolumuza koyan aldatılamaz görevimiz içimizdedir. Yapılanın ne olması gerektiğinin imgesi içimizdedir. Süflilik ve sefaleti geride bırakma ihtiyacı içimizdedir. Adalet hiç şüphesiz ve amansız içimizdedir. Karşılıklı yanıt arayan ahlak ve herkesin çıkarını tanıyan akıl içimizdedir.
Burada yazıldığı gibi hissedenler, en büyük cesareti en büyük ihtiyaçtan doğanlar, her şeye rağmen yenilenmeye teşebbüs etmek isteyenler – şimdi onların toplanmasına izin verin; çağrılanlar onlardır; uluslara ne yapılması gerektiğini söylemeleri ve halkların işe nasıl başlayacaklarını göstermeleri için onlara izin verin.
Çev: Nesrin Aytekin
[1] İngiltere kralı 2. James yanlısı.

https://itaatsiz.org/?p=5532
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.07.13 10:16 ElectrodeLS Warhammer 40k Tabletop RPG Oyun İlanı

Yeni bir warhammer 40k rogue trader oyunu başlatıyorum ve buna buradan da oyuncu bulabileceğimi düşündüm. Eğer oyuna katılmak isterseniz bana Discord'dan ulaşırsanız sevinirim. Oyunun bilgileri:
Oyun Yöneticisi:@Electrode#6791 Oyun Adı:Geminize verdiğiniz isim olucak Oyun Sistemi:Warhammer 40k Rogue Trader Oyun Tipi:Campaing Oyunun Oynanacağı Platform:Discord Maksimum Oyuncu Miktarı:4 Kullanılabilecek kaynaklar:Resmi Warhammer 40K Rogue Trader kaynakları Aranan Oyuncu Tecrübesi:Warhammer evreni serttir ve sistem bolca okuma gerektirir. Eğer okumayı sevmiyorsanız ve mideni biraz hassas ise size önermem. Sistemi çok bilmenize gerek yok Katılım Süreci:Formu doldurun Oyun Hakkında: İmparatorluğun uzağında kalan dünyalar elbet ki imparatorun ışığından uzaklaşırlar. Siz kaptanınız rogue trader ile imparatorun kutsal toprakları olan Sol sistemi ve Kutsal Terra'dan uzakta belki imparatorun ışığını yapacaksınız belki şimdiki düzene isyan eden isyancılarla birlik olacaksınız belki de sadece korsanlık yapacak ya da hangisi menfaatinize gelirse onu yapacaksınız. Uzay muhakkak soğuk acımasız ve korkutucu ama barındırdığı hazineler ve hikayeler de bir o kadar çoktur. Bu karanlık boşlukta geminizle neler yapacağınız size kaldı Oyun Tarihleri:Birlikte kararlaştırırız
İsim: (Adınız)
Cinsiyet: (Erkek/Kadın)
Yaş: (Yaşınız)
Oyun Tecrübesi:
Zaman Birimi:
Hakkınızda Kısaca: (Kendinizden bahsedin biraz. Ne ile uğraşıyorsunuz? Nasıl birisiniz?)
Tabletop RPG hakkında tükettiğiniz kaynaklar: (Örnek olarak: Dragonlance serisi/Baldur’s Gate serisi/Critical Role/Vampire the Masquerade hikayeleri/Pathfinder Kingmaker)
Favori Dizi/Film/Kitap/Oyun: (Birden fazla yazabilirsiniz)
Son veya devam eden oyununuz: (Nasıldı? Eğlendiniz mi?Karakteriniz nasıldı?)
Bir TT-RPG'de yaşadığınız; 1-en cool/havalı/eğlenceli an, 2-En sinir bozucu/üzücü/nefret dolu anınız
submitted by ElectrodeLS to veYakinEvren [link] [comments]


2020.06.25 17:25 griljedi (Tespit) Euron Greyjoy “Ateş mi Buz mu?”

Dikkat, 6. kitaptan SPOILER içerir.

Burada Euron’un tarafını tartışmak istiyorum. Aslında temel düşüncem Euron’un kendi tarafında olduğu, yani kişisel hırs ve çıkarları için güçlü olduğunu düşündüğü tarafla ittifak içine girdiği yönünde. Peki, bu hangi taraf? %100 şudur diye bir iddiam var diyemem ama benim görüşlerimde bir ağırlık değişimi oldu.
Şimdi bizim sosyopat karakterimiz Euron hakkında ciddi beklentilere sahibiz. Adamın çılgınlığı, gizemli oluşu ve nihai hedefini biliyor gibi görünsek de o hedefe ulaşmasını sağlayacak tertip ve niyetlerini bilmemek ister istemez bizde böyle etki yarattı.
Euron, kişiliğine baktığımızda kötü bir karakter olarak kabul ediliyor. Eh, acımasızlığı ve kardeş katili olması gibi şeylere bakınca hakkında iyi şeyler söyleyecek bir şeyler bulmak zor olduğu gerçek.
Kendisini bir çeşit ilah gibi görüp (veya dönüştürüp) Demir Taht’a oturarak hükmetmek istediğini söylediğini, biliyoruz. Muhtemelen de bu konuda gerçeği söyledi, zaten serinin ana teması “güç” ve “gücün yozlaştırıcı etkisi” idi, GRRM’in ifadesine göre.
Haliyle Euron’u iki taraf arasında doğruca “buz” tarafına gönderip, “Ötekiler” ile bir bağlantısı olduğuna inandık. Peki niye böyle yaptık? Cevabı çok basit; bunun temel sebebi hem bizim “algımız” hem de Melisandre karakterinin bu geleneksel algımızı kullanarak yaptığı “maniple” sonucu…
Geleneksel algımız nedir? Her hikayede bir iyi-kötü taraf vardır; karanlık lordlar ve ona karşı savaşan aydınlık lordlar var. Melisandre de sürekli olarak “ateş” tarafını ölüm ile savaşan, yaşamı temsil eden taraf olarak; “buz” tarafını da her şeyi öldürmeye niyetli olan, kötü-ölüm tarafı olarak lanse etti. Benerro ve Moqorro da az destek çıkmadı, denebilir. Sonuçta insanlar “ölümden” nefret eder ve ölüm de korkulacak bir şey olarak bizim için kötü bir şeydir.
Bu yüzden Euron’u ölüm saçan, kötü adamların yani “buz”’un tarafına salladık. Aksi de olamaz, diye düşünüp alternatif hiçbir düşünceyi aklımıza getirmedik. Ben dahil… Kaldı ki sizden daha farklı düşünüyor olmama rağmen bu, buz ve ateş meselesinde. Buz ve Ateşin Savaşı 1 2 bu başlığı hatırlar iseniz ASOIAF evreninde var olan bu buz-ateş savaşını iyi ve kötünün savaşı olarak görmek hata idi. Zira GRRM’in mantığına göre artık “karanlık lordlara” ihtiyaç yoktu; kötüler siyah ile iyiler beyaz ile temsil edilmesine gerek yoktu… Her karakter iyi-kötü şeyler yapabilir. Nasıl ki Stark-Lannister savaşında -okuyucu olarak- iki tarafın da yanında olanlar var ve kimse karşı tarafa gerçek anlamda kötü taraf diyemiyor ama günahsız da diyemiyor, aynı şey bunun için de geçerli.
Haliyle geçenlerde niye böyle yaptığımı sorguladım.
Şimdi Euron’un şurada söylediği sözlerin bazısına bakalım.
“…Yalnızca bir deniz canavarı Gölge’nin yanındaki Asshai’ye yelken açtı ve tasavvur bile edilemeyecek harikalar ile dehşetler gördüHepsini alalım derim! Batıdiyar’ ı alalım derim.”
Elbette bunu sorguluyorlar, nasıl olabilir ki bu? Daha Kuzey’i bile ellerinde tutamıyorlar iken.
“Aegon?” Victarion, kollarını zırhlı göğsünde birleştirdi. “Fatih’in bizimle ne ilgisi var?” “Savaşlar hakkında senin bildiğin kadar şey biliyorum Kargagöz,” dedi Asha. “Aegon Targaryen, Batıdiyar’ı ejderhalarla kazandı.” “Biz de öyle yapacağız,” diye söz verdi Euron Greyjoy. “Sesini duyduğunuz şu boruyu, bir zamanlar Valyria olan dumanlı yıkıntıların arasında buldum, benden başka hiçbir adam orada yürümeye cesaret edemedi. Borunun çağrısını duydunuz ve gücünü hissettiniz. Bu bir ejderha borusu, kasnakları kırmızı altından ve üstüne tılsımlar kazınmış Valyria çeliğinden yapıldı. Ejderha lordları, Kıyamet tarafından yok edilmeden önce bu çeşit borular üflerdi. Bu boruyla ejderhaları kendi irademe bağlayabilirim.” Asha yüksek sesle güldü. “Keçileri senin iradene bağlayacak bir boru daha faydalı olur Kargagöz. Artık ejderhalar yok.” “Yine yanılıyorsun kızım. Uç ejderha var ve ben onları nerede bulacağımı biliyorum. Bu malumatın değeri ahşap bir taçtır şüphesiz.”
Euron’un sözlerini doğru kabul eder isek Asshai’ye ve Valyria’ya gitmiş. Valyria kısmı bizi şüpheye düşürse de Asshai’ye gittiğine şüphe etmem zira ipini koparan gidebiliyor zaten. Ejderha Borusunu ve Valyria çeliği zırhı olduğunu biliyoruz.
Asshai ve Valyria’yı “ateş” tarafının şehirleri olarak görmek yanlış bir çıkarım değil hatta Asshai, R’hllor inancının ana merkezi olarak görüyorum, dinin çıktığı yer burası olsa gerek ki AA efsanesi de ilk buradan çıkıp Batı’ya doğru yayılmış. İlk ejderhaların Gölge Topraklardan ve Yeşim Denizin’den çıktığı efsanelerini de unutmaz ise bu bölgeler ateş, ejderha, aa, ejderha çeliği, ateş ve kan büyüsü gibi şeylerin ana merkezi olarak kabul edilebilir. Özetle Euron, ateş taraflarında geziniyor sürekli…
Euron, ateş gücünü elinde bulunduran Dany’nin ve onun ejderhalarının peşinde. O gücü ondan çalma niyeti olduğu aşikar. Asshai’ye gidip, Gölge Toprakları gezmiş ve burada AA meselesini, Ötekiler ve gelen savaş meselesini görüp, öğrendiğine şüphe yok gibi.
Sonra Dany ile olan evlenme isteği ve sebebine değiniyor.
“…Demir Taht şöyle dursun, o oğulların hiçbiri Deniztaşı Tahtı’nda oturmaya uygun değil. Hayır, tahta uygun bir vârisimin olması için başka bir kadına ihtiyacım var. Deniz canavarı, ejderhayla evlendiğinde bütün dünya korksun kardeşim.”
Burada taht olarak çevrilen şey ingilizce’de him olarak belirtilmiş. Muhtemelen öncesinde tahttan bahsettiği için doğrudan onu kast ettiği düşünüldü çeviri yapılırken ama it demesi gerekirdi him değil, yani bir şahsın kendinden bahsediyor. “Ona layık bir varis” Gerçi narsist olduğu için kendisini de kast ediyor, olabilir. Sonuçta kendinden başka şahıs gibi konuşan tipler de görmedik değil. (Bknz: Jaqen)
“So are the contents of my chamber pot. None is fit to sit the Seastone Chair, much less the Iron Throne. No, to make an heir that’s worthy of him , I need a different woman. When the kraken weds the dragon, brother, let all the world beware.”
Bu “him” konusunda bir hata yok ise ve doğruysa Euron’un kast ettiği, kendisinden büyük gördüğü bir şahıstan bahsediyor. Bu da akla kafadan R’hllor ve Kebir Öteki’yi getiriyor, değil mi?
Pekala, Kebir Öteki ise neden Dany? Dany ve ejderhaları ateş ve ateş, KÖ’nin düşmanıdır. Yani ona uygun bir varis için Dany yerine “buz” tarafından birini bulması icap eder. Lakin R’hllor’ın takipçisi ise bu durumda Dany uygun bir seçim olacaktır.
Elbette biz Euron’un Dany’yi istemesi konusunda doğru söylediğini farz ederek bu yorumu yapıyoruz. Ejderhasına talip ise Dany’ye sahip olmayı arzulaması olağan. Euron’un ayrıca Daario olduğu ile ilgili bir kuram da vardı, doğru ise olay biraz daha ilginçleşiyor.
Bana göre Euron’un oynaştığı tarafın ateş olmasındaki en önemli işaret 6. kitaptaki Aeron POV’u. Ünlü rüyadan alıntılara bakacağız.
Euron’un gülümseyen, saklı gözleriydi. Dünyaya şimdi kanlı gözünü gösteriyordu. Karanlık ve korkutucu. Baştan topuğa örtülüydü ve karanlık bir onikse benziyordu. Kararmış kafataslarından oluşan tepenin üstünde oturuyordu ve cüceler ayaklarının etrafında hoplayıp zıplarken arkasında bir orman yanıyordu. “Kanayan yıldız kıyamete delalet idi.” dedi Aeron’a. “Bunlar son günler, dünya parçalanıp yeniden yapıldığında, yeni bir tanrı mezarlar ve ceset çukurlarından doğacak.” Euron dudaklarına büyük bir boru yaklaştırıp üfledi ve ejderhalar, krakenler, sfenksler emrine girip önüne eğildi. “Diz çök kardeşim.” diye emretti Kargagöz. “Kralın benim. Tanrın benim. Bana tap ve seni rahibim olarak ayağa kaldırayım.” “Asla. Tanrısız bir adam Deniztaşı Tahtı’nda oturamaz.” “Neden o sert, kara kayayı isteyeyim ki? Kardeşim, tekrar bak ve nereye oturduğumu gör.” Buharsaçlı Aeron baktı. Kafatası tepesi gitmişti. Kargagöz’ün altındaki artık metaldi. Büyük, uzun bir tahttı. Kırılmış kılıçlar, ucu keskin demirler vardı ve hepsinin ucundan kan damlıyordu. Uzun mızrakların üstünde tanrıların cesetleri duruyordu. Bakire oradaydı ve Baba, Anne, Savaşçı, Yaşlı Bilge, Demirci, hatta Yabancı bile oradaydı. Pek çok tuhaf ve yabancı tanrıyla yan yana asılmışlardı, Büyük Çoban, Kara Keçi, Üç Başlı Trios ve Bakkalon’un Soluk Çocuğu, Işık Tanrısı, Naath’ın Kelebek Tanrısı ve daha niceleri. Ve ileride şişmiş ve yeşil yengeçler tarafından yiyip bitirilmiş Boğulmuş Tanrı, Kızıl Deniz Atı’yla beraber çürüyordu, hala saçlarından su damlıyordu. Sonra Kargagöz tekrar güldü ve Rahip Sükunet’in içinde çığlık atarak uyandı. … Rüyalar bu kez daha kötüydü. Dargemileri kaynayan, kan kırmızısı bir denizde başıboş ve yanarken gördü. Kardeşini yine Demir Taht’ta görüyordu, ama Euron artık insan değildi. Daha çok bir kalamara benziyordu, babası derinlerdeki kraken olan bir canavar gibiydi. Yüzünde burulmuş dokunaçlar vardı. Arkasında bir kadın silüeti görünüyordu, uzun ve korkutucuydu, elleri soluk alevle yanıyordu. Cüceler eğlenceleri için hoplayıp zıplıyorlardı, dişi ve erkek, cinsel bir şölene hapsedilmiş, birbirlerini ısırıp parçalaıyorlardı ve Euron’la eşi gülüyor, gülüyor ve gülüyorlardı.
Karanlık bir oniks bana siyah taşları anımsattı. Zamanında kendi kardeşini öldürüp, hakkını gasp eden Kan Taşı İmparatoru’nun taptığı… Euron da Balon’u öldürüp, yerine geçmişti. Deniztaşı Tahtı, yağlı siyah taştan yapılma ve özünde Euron, kendine tapan bir narsist. Diğer bir olay da POV sonunda Aeron’un gördüğü duman kadar siyah dediği Valyria zırhı olabilir.
“Kanayan yıldız kıyamete işaretti…” sözü manidar sözlerden biri çünkü bu, ejderhayı temsil eden bir alamet. Dany ve ejderhaları büyüyor, güçleniyor ve R’hllor tarafı da aynı şekilde. Savaş geliyor, dünyanın sonu geliyor, her şeyin sonu geliyor; bunlar son günler… Euron’un baskın gelecek gücün “ateş” yanı olacağına inanıyormuş gibi bir hali yok mu?
Yeni bir tanrının ceset vb. çukurdan çıkması, yükselmesi meselesi… Aslında mezar ve ceset elbette ki bir ölüm durumunu ifade ediyor. Savaş geliyor ve savaş sonunda dünya yeniden yapılanacak Euron’un ifadesiyle… Benerro’ya göre AA’nın yanında savaşan ve ölenler, yeniden dirilecekler ve yaşayacaklar. Mel’e göre buz tarafı her şeyi öldürmeye, yok etmeye geliyor. Euron, ölüp gitmeye razı olur mu? Yok olmuş, ölmüş bir dünyada kime nasıl hükmedeceksin? Bu kısımlar ateş tarafının iddiası üzerine yorumlanmıştır. Ateş tarafı ise “ölümsüzlük” vaat ediyor. Ölmeyen biri bir çeşit ilah olmaz mı? En azından kendini öyle görmez mi? Bilhassa Euron gibi bir sosyopat narsist? Bence görür. Ölüm, bu tipin işine gelmez. Yaşamak gelir, sonsuza kadar yaşamak…
Kraken ve Ejderhalar hatta Sfenksler geliyor ve diz çöküyor; önünde eğiliyor boru ile çağırıyor bunları. Kraken, Euron’un olduğu şey iken ejderha “ateş” tarafına ait… Onun derdi kraken-ejderha evliliği ve bundan doğacak bir varis ile hükmetmek… sfenks bana Aemon’un sözünü anımsattı… Hala gizemini koruyor, nedir bu sfenks? Sfenksler Valyria sfenks’i olarak seride öne çıkmıştır aslında. Yarı insan yarı başka bir şeydir…
Cüceler deyince hemen akla Çocuklar geliyor ve arkadaki yanan orman(ilahları sanki) bunu destekler gibi hava yaratıyor ve arkasından bütün ilahların yere çalındığını gösteren bir sahne geliyor. Yani yine ilk uzun gece’ye sebep veren tipin yaptığı gibi tüm ilahları alaşağı ediyor ve kendi seçtiği yeni bir ilaha (bu durumda bu kişi Euron’un kendisi) tapıyor. Yalnız cüce kısmını Ölümsüzler evinde gördüğümüz şeklinde yorumlamak daha sağlıklı olabilir. Orada 4 cüce vardı ve bir kadına tecavüz edip, orasını burasını çiğneyip yiyorlardı. Buradaki cüceler de hoplayıp zıplıyor Euron’un karşısında ve birbirlerini yiyor. Muhtemelen Westeros lordları, insanları olabilir. Birbirlerini yemek, cinsel şölen birbirleri ile olan savaşı simgelese gerek. Bu şu an olan bir şey aslında ve devam edecek olan bir şey.
Gemilerin yanıyor olması ve denizin kana bulanmış olması kan-ateş sözlerini anımsatıyor. Muhtemelen Euron’un sonraki hamlesini gösteren bir FS ama kan-ateş birleşimi ilgimi çekti. Euron’un yanındaki kadının soluk da olsa alevli ellere sahip olması dikkate değer.
Aslında İngilizcesinde geçen ifade tam olarak şu; Beside him stood a shadow in woman’s form, long and tall and terrible, her hands alive with pale white fire.
Bir kadın gölge görüntüsü ve ellerinde canlı (gölge olduğu için herhalde) soluk soluk- beyaz alev var.
Alev yerine soğuk buz, kar vb. bir şey olsa kadının uzun olmasından dolayı Ötekiler vs. aklıma gelirdi ki ilk okuduğumda “alevi” sorgulamadan aklıma Gece’nin Kraliçesi türü bir şey gelmişti, dedim ya en başta ben de onu Ötekilerle işbirliği içinde sanıyordum. Fakat ortada “alev” var, buz ve kuzey güçleri ateşten nefret eder. Ateş de yanlış anlamadıysam eğer “canlı”… Nasıl ki Ötekiler, buzun yaşayan hali ise sanki bu kadın da ateşin canlı hali gibi… Yahut işte bu sadece simge olduğu için görülen şeyleri doğrudan bu şekilde algılamak da yanlış, sonuçta Euron da kalamar yüzlü olacak değil. Bu yüzden ateş tarafından bir kadın, Euron’u destekleyecek yahut halihazırda destekliyor, denebilir. Kantaşı’nın da bir karısı vardı, onu destekleyen, kaplan kadın; pek bilgi sahibi değiliz kendisi hakkında o yüzden bir yorumda bulunmak zor… Euron’un ensest, eşcinsellik, yamyamlık ve elbette ki büyülere ilgi duyması da bana yine aynı adamı hatırlatıyor, onda da vardı bunlar. Bu yüzden Euron’un Kantaşı İmp. gibi bir şey olduğunu düşünmek garip kaçmaz herhalde, özellikler vs. benziyor.
Aslında tam da kuram oldu bu ya, hem Euron’un ittifak ettiği taraf hem de Kantaşı İmp. bağlantısı… Neyse bunlar birer fikir, yorum… Siz de fikir ve yorumlarınızı ihmal etmeyin efem. Aslen burada yayımlandı.
submitted by griljedi to asoiaf_tr [link] [comments]


2020.06.11 19:43 yigitcevre Fare İlaçlama

Fare İlaçlama
Fareler yeryüzünde pek çok coğrafyada yaşam gösteren ve bulunduğu koşullara kolaylıkla uyum sağlayabilen canlılardır. Fareler dünya üzerinde incelendiğinde 3 farklı türde görünür. Bunlar; ev faresi, çatı faresi ve lağım faresi olarak 3 gruba kabaca ayrılabilir. Fareler memeli bir canlı türüdür ve sıcakkanlı hayvanlardır. Sıcakkanlı olmaları onların insanların yaşadığı ortamlarda yaşayabilecekleri anlamını taşımaktadır. Özellikle de evlerde rastlanan fareler oldukça can sıkıcı ve ürkütücü olabilmektedir. Fareye rastlanıldığında fare ilaçlama yaptırmak kaçınılmaz olmaktadır. Aksi halde ondan kurtulmanın yolu oldukça zorlayıcı olabilecektir.

Fare İlaçlama Hizmeti

Fareler yapıları itibariyle birbirleri ile yaşayan sosyal canlılardır. Yani bu durum tehlikeyi bir o kadar katlamaktadır. Birlikte yaşamaları dolayısıyla üremelerini de arttırır. Üstelik çok hızlı üremeleri ile de ünlü olan bu canlılar ile baş etmek zorlayıcı olabilmektedir. Tahıl, meyve, kök, böcek ve ot gibi farklı türlerde yiyeceklerle beslenebilirler. Fareleri dayanıklı ve yaşamlarını uzun süreli kılan bir diğer durumda kendi boylarının 5 katı kadar sıçrayabilmeleri ve her bir delikten kemiksi bir yapıya sahip oldukları için geçebilmeleridir.
Fareler hem görünüm hem de yaşadıkları ortam düşünüldüğünde oldukça can sıkıcı, korkutucu ve mide bulandırıcı olabiliyorlar. Bir fare yılda ortalar 5 ila 7 kez hamile kalabilir ve bu hamilelikten de ortalama 7 ila 9 yavruya sahip olabilir. Sayı bakımından oldukça fazla olan bu durum alanlarınızın istilaya uğraması için ise oldukça kısa bir süredir. Fareler ortalama olarak 11 ay kadar yaşarlar. bu durum ev fareleri için geçerlidir. Çatı fareleri ise 16 aya kadar yaşayabilir. Asıl can sıkıcı durum ise lağım farelerinin 4 yıla kadar yaşam faaliyeti sürdürebilmeleridir. Tüm bu kıstaslar göz önüne alındığında, farelerin insan sağlığına da oldukça zararlı birer canlılar olduğu düşünüldüğünde fare ilaçlama hizmeti kaçınılmaz olmaktadır.
Bir ilaçlama hizmeti almak için öncelikle o durumun oluşmasını beklemek çoğu zaman yanıltıcı olabilir. Evler için bu durum söz konusu olmasa da farelerin oldukça fazla sevdiği restaurant ve cafe mutfakları düşünüldüğünde bu alanlarda fare ilaçlama hizmeti düzenli olarak yapılmalıdır. Fareler ilaçlama olan alandan uzak durarak hem mekanınızı hem de müşterilerinizi büyük bir tehlikeden korumuş olacaksınız.

Fare İlaçlama Nasıl Yapılır?

Fareler ile mücadelede amatör yöntemlerle ilaç, kapan ve benzeri yakalama araçları kullanılmaktadır. Bunları profesyonel ilaçlama firması değil bireyler kendi yöntemleri ile uygulamaktadır. Bu bir bakıma bir çözüm gibi görünse de aslında belirttiğimiz gibi fareler bir arada yaşayan ve pek çok yavrusu bulunan canlılardır. Yani gördüklerinizi öldürmek yeterli olmayacak esasında yuvayı ortadan kaldırmalısınız. Belediyeler sıvı ilaç uygulaması kullanmaktadır. Ancak bu da çok etkili bir etkili olmamaktadır. Kemirgen ilaçlama işleminde aslında pek çok yöntem bulunur ve farenin cinsine göre, ilaçlama yapılacak alana göre bu değişiklik göstermektedir.
Yiğit Çevre Mühendisliği firmamız ev, iş yeri, restaurant – cafe, depo, ofis ve benzeri yerler için 3 farklı türde ilaçlama hizmeti sunmaktadır. Bunlar şöyledir:
İstasyon ile fare mücadelesi Canlı yakalama istasyonu ile fare mücadelesi Yuva yemlemesi ile fare mücadelemesi
Bu üç tür de etkilidir. Hangi tekniğin uygulanacağı ise firmamız uzmanları tarafından belirlenip en etkili bir şekilde probleminiz çözümlenecektir. Konu hakkında detaylı bilgi almak ya da kemirgen ilaçlama ve fare ilaçlama hizmeti almak için aşağıdaki talep formunu doldurabilirsiniz.

https://preview.redd.it/vf9bdpptib451.png?width=1272&format=png&auto=webp&s=0249335a7c68f35eb4da23292ede1169891f1424
submitted by yigitcevre to u/yigitcevre [link] [comments]


2020.04.09 11:05 Taraftarium24hd Transformers 4: Kayıp Çağ Filmi Full HD Türkçe Dublaj izle

Transformers 4: Kayıp Çağ Filmi Full HD Türkçe Dublaj izle
Transformers 4: Kayıp Çağ izle Transformers: Kayıp Çağ Filmi Full HD Tek Parça izle

https://preview.redd.it/3d0aau6vcrr41.jpg?width=182&format=pjpg&auto=webp&s=9445a9f5fcbacdc27f7f055c976834664ed3da80
Transformers: Kayıp Çağ izle, Transformers: Kayıp Çağ Filmi Konusu, Yönetmeni hakkında tüm bilgileri Transformers: Kayıp Çağ Fragmanı Full hd tek parça izle
Filmin Yönetmeni: Michael Bay
Filmin Oyuncuları: Mark Wahlberg, Stanley Tucci, Nicola Peltz
Filmin Türü: Bilimkurgu, Aksiyon
Filmin Vizyon Tarihi : 27 Haziran 2014
Filmin Süresi : 2 Saat 46 Dakika
Transformers 4: Kayıp Çağ Full hd Altyazılı Türkçe Dublaj izle
Transformers: Kayıp Çağ Filmi konusu: Autobot ve Decepticonların kozlarını kıyasıya savaştığı zorlu savaş sona ereli dört yıl olmuştur. Savaş sonrasında Chicago şehri tamamen yıkılmış ve binlerce insan hayatlarını bu savaşlarda kaybetmiş olsa da, dünya ve insanlık çok tehlikeli bir tehditten kurtulmuştur. Şehir yaralarını sarmaya uğraşırken, yönetimdeki Amerikan hükümeti Autobotlar ile arasındaki ilişkiyi tamamen koparmışlardır. Dahası hayatta kalmayı başarmış olanları yok etmek üzere CIA içinde özel bir tim dahi kurmuştur. Teksas'ta yaşayan kendi çapında bir oto tamircisi olan Cade Yeager, kendisine ulaşan hasarlı bir kamyonetin parçalarını satma ümidiyle işe girişmiştir. Fakat elindeki herhangi bir kamyonet değildir ve bu kamyonetin savaştan yaralı halde kurtulmuş olan Optimus Prime'dan başkası olmadığını anlaması pekte uzun sürmeyecektir.
Transformers 4: Kayıp Çağ Tek Parça 1080p 720p izle
Cade Yeager'in, Optimus Prime'ın yaydığı sinyaller üzerine yollara düşen CIA ajanlarıyla başının derde girmesi an meselesidir. Cade Yeager, Optimus Prime'ı hızlıca ve gizli bir şekilde Chicago'ya götürmek ve hayatta kalan diğer Autobotlar ile buluşturması gerekecektir. Zira dünyayı tehdit etmekte olan gizemli ve tehlikeli bir düşman yola çıkmak üzeredir. Optimus Prime ve Autobotlar, başta Cade Yeager olmak üzere kendilerine destek veren insan topluluğunun da yardımıyla, karşılarına çıkan en korkutucu düşmanla savaşmak zorundadırlar. Senaryosunu Ehren Kruger'ın yazdığı, yönetmenliğini ise Michael Bay'in yaptığı filmin başrollerinde Mark Wahlberg, Nicola Peltz ve Jack Reynor gibi isimler bulunuyor.
Film izle LİNK: Transformers 4: Kayıp Çağ Filmi Türkçe Dublaj izle
Transformers 4: Kayıp Çağ Filmi, Transformers 4: Kayıp Çağ Filmi izle, Transformers 4: Kayıp Çağ Tek parça izle, Transformers 4: Kayıp Çağ Full hd izle, Transformers 4: Kayıp Çağ Filmi konusu, Transformers 4: Kayıp Çağ Filmi 1080P izle, Transformers 4: Kayıp Çağ Filmi 720P izle,
submitted by Taraftarium24hd to u/Taraftarium24hd [link] [comments]


2020.03.16 22:34 720pizleme Okul Çıkışı izle – Türkçe Dublaj (Tek Parça)

Okul Çıkışı izle – Türkçe Dublaj (Tek Parça)

Okul Çıkışı - School's Out Konusu Orta yaşlarını bitirmek üzere olan 40 yaşındaki Pierre, öğretmenleri intihar etmiş olan yetenekli çocuklar sınıfının öğrencilerini toplar ve bir konuşma yapar.Dünyanın küresel ısınma faktörü ile büyük bir felakete hazırlandığını düşünen bu çocuklar öğretmenlerinin ölüm haberi karşısında Pierre'ye göre oldukça soğukkanlı ve umursamazdır. Okul Çıkışı izle - Bu okulda karşılaştığı bir dizi korkutucu olaylar ise onu gerçekten ürkütmüştür.Bir grup öğrencinin gizlice bişeylerin peşinde olduğunu sezmekte ancak ne olduğu hakkında bir fikri olmayan yeni öğretmen bu konuyu bir saplantı haline getirerek 6 öğrencisinin tüm hareketlerini takip etmeye başlar ve karşılaşıcağı sürpriz olaylardan habersizdir. Okul Çıkışı - School's Out Hakkında Genel Bilgilendirme School's Out izle Sébastien Marnier Yönetmenliğinde çekilen 2018 yapımı okul çıkışı, bir diğer adıyla School's Out filmi Gençlik ve Gizem Katagorimizde yer alıyor.Oyuncu kadrosuna baktığımızda Laurent Lafitte, Emmanuelle Bercot, Luàna Bajrami, Victor Bonnel, Pascal Greggory, Véronique Ruggia, Gringe, Grégory Montel, Thomas Scimeca, Thomas Guy, Adèle Castillon, Matteo Perez, Leopold Buchsbaum, Thelma Doval, Capucine Valmary isimlerini görüyoruz . Kalfilmizle.com Keyifli seyirler diler..
submitted by 720pizleme to u/720pizleme [link] [comments]


2019.12.12 12:49 Cathessis DOWNVOTER SAVAŞLARI, ORTA DÜNYA TARİHİ Vol.3

Üst Ekeme: Saat 14:00'dan beri post etmeye çalışıyorum ama hata veriyor. Old redditten postluyorum bunu şimdi. O yüzden ne flairi var ne de text editleri. Ah Reddit ah. (New Reddit'e geçtim de editleyebildim oh be 53 dakikadır çile çekiyordum!)

Okumayanlar için önceki bölümler:
Vol.1
Vol.2

Bu yazıda geçenlerde attığım afişin altında kendilerini göremeyip üzülen/sitem eden KGB hulkuna yer verdim. u/SikiTuttunSaruman’la giriştiğimiz bu yazıda sizlere şimdiden keyifli okumalar diliyorum. Uzun soluklu yazılarımın 3'üncüsü sizlerle. Sabit bir müzik bulamadım. O yüzden en azından arka planda bu YouTube linkini açarsanız bu ksavetli günlerimizde orta dünya havasına girersiniz. Bu da Spotify linki.
~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~
Nu’t haccından döndüğümüz günden beri saldırı planları yapıyorduk ve beklenen gün bugündü. Bugün uzun süredir topraklarımızda yürüttüğümüz savaşı onların -downvoterların- yurduna taşıyacaktık. Üstüme cüppemi giydim. Boyut kapısını açtığımda downvoterların bana saldıracaklarını bildiğimden ordudan bir zırhı bana tahsis etmişlerdi. Üstüme büyük geldi biraz ama yeterince sağlam olması bana güven veriyordu. Odamdan çıkıp boyut kapısının olduğu yere doğru yürümeye başladım. Kapıya vardığımda KGB ordusu da boyut kapısının önünde yerini yavaş yavaş almaya başlıyordu. Her yerden zırh ve kılıç tıngırdamaları geliyordu. Bir an gözlerim yaşlarla doldu ama güçlü görünmeliydim, bu anı uzun zamandır bekliyorduk ne de olsa. Meanwhile in Lord’s Room:
O sırada lordum odasında Anor’un bize bahşettiği kutsal kitabımızdan elfçe yazılmış birkaç efsun okuyordu. Sona geldi, kenardaki maşrapadan altın kadehine bir bardak şarap koydu ve tek seferde içti. Moral konuşması yapmasına yardımcı olacaktı bu çünkü. Aynada zırhına bakarken arkadan Arwen geldi ve yanağına bir buse kondurdu. Ardından Lordumun zırhını ve yakasını düzeltti, sımsıkı sarıldı ona. Lordum Arwen’ı öpmek için kendine çektiğinde Arwen O’na zaferi beklemesini söyledi. Lordum biliyordu ki zafer sonrasında onu güzel bir gece bekliyordu. Kılıcına baktı, nesillerdir ailesindeydi bu kılıç ve zamanında Sauron’u yenmek için kullanılmıştı. Kendine ait 3 adı vardı kılıcın: “Andúril”, “Flame Of the West” ve “Üldürülen Üniversite Öğrencisi”.
📷

https://preview.redd.it/hlwwl61iw9441.png?width=1186&format=png&auto=webp&s=e71fe35e1a33397bbe4a36a387643cb35fd92b80
📷
Lordum odasından çıktı ve boyut kapısına doğru ilerlemeye başladı. Odasından çıkar çıkmaz modlar Lordumun yanına sıralanmıştı bile. Sabaha kadar savaş planlarını konuşmuştuk ama gün doğumunda birer saat kestirmek için dağılmıştık. Lordum boyut kapısına geldi ve O’nu ilk gördüğümde gözlerindeki yorgunluktan bizden sonra da uyumadığını anladım. Lordumun kılıcı Sirus yıldızı gibi parıldarken gözünün önüne düşen bir tutan saç onu çok daha korkutucu ve bir o kadar da seksi gösteriyordu. Lordum moral konuşması yaparken arkalardan bir ses geldi. Tanıyordum bu sesi, u/okuryusuf’tan başkası olamazdı. “Annnalarını s*keliiim!” diye bağırdı. Bunun üzerine Lordumuz da “Anneler kutsaldır *rospu çocuğu!” dedi. Saflarda tek tük gülüşmeler duyulsa da Lordumun ciddi duruşu onları kahkaha atmaktan alıkoydu. Yusuf ise bundan sonra üstünde kalacak olan “*rospu çocuğu” lakabını almanın ve ileriki yıllarda çocuklarına anlatacak bir askerlik anısının olmasının gururunu yaşıyordu. Lordum hepimize moral veren konuşmasını yaptı, u/SikiTuttunSaruman her bir neferimizi upvote büyüsüyle kutsarken modlar da askerlerin silahlarını ve duruşlarını düzeltiyordu. Bu savaşı kaybetmeyecektik, kaybımız da çok olacaktı. Ama ben biliyordum ki fedakârlık ve kayıp olmadan zafer de kazanılamazdı. Lordum gür sesiyle kapının açılması emrini verdi. Lordumun emriyle realmların (bouyutların) koruyucusu olan ben Cathessis the Gatekeeper, Downvote dünyasına saldırı için kapıyı açtım. Lanet olası downvoterlar geleceğimizi önceden biliyor olmalıydılar zira kalkan duvar yapmış hazırda bizi bekliyorlardı. Ama bu bizi durduramazdı. Lordum hiç duraksamadan beklenen emri verdi.
“SALDIRIN YİĞİTLERİM!”
📷

https://preview.redd.it/7e6oh3yiw9441.png?width=1080&format=png&auto=webp&s=06d4c0fb3dc658aec3b8c46f2f5adda2aa12a439
📷
KGB ordusunun downvoterlara duyduğu öfke çok fazlaydı. Auralarını iliklerimde hissedebiliyordum. Lordum kapıdan ilk geçendi, ardından da 2 mod hariç diğer modlar girdi. Kalan 3 mod Lordum ve ordusu diğer dünyadayken orta dünyayı koruyacaklardı çünkü bizim dünyamızda da bir sürü düşman vardı hala. Her şeye muhalefet olan u/ImmortalThoth “Ben o kapıdan girmem! Yiyorsa buraya gelsinler de kafalarını koparayım!” diye bağırdı ama boyut kapısına hücüm eden KGB ordusuna karışıp gitti. Ordumuzdan iki tabur “kan kan kan” diye bağırarak kapıdan geçmişti ki lanet olası downvoterlardan birinin attığı ok dizimdeki zırh boşluğundan içeri girdi ve bir dizimin üstüne düştüm. O an köydeki yaşlı bir cüce aklıma geldi. Genç bir maceracıya “Bir zamanlar ben de aynı senin gibi bir maceracıydım. Derken dizime bir ok yedim.” demişti. Umuyorum ki saplanan ok çok ciddi değildi. Tüm gücümle boyut kapısını açık tutmaya çalışıyordum ki başımı çevirdiğimde büyücü gözlerim üstüme gelen 7 adet zırh delici oku gördü. Teslimiyet duygusu içinde okların bedenimle temas etmesini beklerken 3 sadık cüce kalkanlarıyla beraber önüme geçti ama kalkanları okları durduramadı. Üçü de oracıkta can verirken akıllarındaki son şey boyut kapının kapanmaması için beni korumaktı. Bu nasıl bir sadakatti, çok duygulanmıştım. Onların düşüyle aynı sırada bir ucu sırtımdan girip diğer ucu göğsümden çıkan ok sebebiyle yere yığılırken ellerim boyut kapısı mekanizmasından kaydığı için kapının kapandığını ve o sırada kapıdan geçmekte olan savaşçıların iki dünya arasında sıkışıp parçalanmalarını gördüm.
Gözümü açtığımda göğsüm sargılıydı ve sinek ısırması gibi ufak bir acı hissediyordum. Göğsüme baktım ve neredeyse fark edilmeyecek kadar küçük bir nokta gördüm. Orası okun deldiği yer olmalıydı. Magic aurom beni zırh delici okun ölümcül kuvvetinden korusa de göğsüme saplanan bir ok beni birkaç ay yatakta süründürmüş olmalıydı. Boyut kapısının kapandığını hatırladım birden. Lordum ve 3 tabur KGB askeri downvoter dünyasındayken ben burada ne arıyordum! Derhal gidip kapıyı yeniden açmalı ve takviye güçlerle beraber onlara katılmalıydım. O sırada u/idillogia gülümseyerek elindeki şifalı elf otlarıyla beraber odaya girdi. Kendimde olmadığım aylar boyunca belki muhtemelen birkaç büyü sayıklamıştım ve ortalığı birbirine katmış olmalıydım hatta ağzımdan birkaç kötü söz de çıkmış olabilirdi. Bu süre zarfında bana katlandığı için hızla ona teşekkür ettim, çünkü kendimde değilken çekilmez biri olduğumu biliyordum. Ardından “Ne oldu?” diye sordum ve bana 2 gündür baygın olduğumu, boyut kapısının kapandığını ve downvoterların Dark Lord Mark’ın orclarıyla birleşerek bize saldırdığını söyledi. Birkaç yıldır gıdalar ve bitkiler işinde epeyce ilerlemiş olmalıydı çünkü öyle bir ok yarasını kısa sürede iyileştirecek merhem ya da gıda kaynağı yoktu. Bu gidişle Lordumun sarayında başhekim olması işten bile değildi. Yeterince vakit kaybettiğimi düşünerek hışımla yerimden kalktım ve odadan çıktım. Etraf ana baba günüydü. Yaralı elfler, küçük cüceler, kolu kopmuş insanlar ve daha kimler kimler… Revirden çıkıp boyut kapısına koştum. KGB mühendisleri boyut kapısını tamir etmeye çalışıyorlardı ama zırh delici oklar mekanizmaya da zarar vermişti ve kısa sürede düzeltilmesi imkansızdı. Yere çöküp ağlamaya başladım. 2 koca gündür Lordum ve ordudaki 3 tabur KGB askeri downvoter dünyasında kıran kırana savaşıyordu ve ben baygın kalmıştım. Üstüne üstlük orclar downvoterlarla birleşip bize saldırıyordu ve Lordumuz onların dünyasında kılıç sallarken biz burada hiçbir şey yapamıyorduk. Onların yanına kendim ışınlanabilirdim ama boyut kapısı olmadan yanımda kimseyi götüremezdim. Zaten oraya gitsem bile bu yorgun halimle orada bir işe yaramazdım. Aksine onlar savaşırken onlara ayak bağı bile olabilirdim. Burada yapacak tek şey vardı o da orta dünyadaki düşmanları temizlemekti…
Surlara doğru ilerlemeye başladım. Savaşamayan herkes surlara ok, taş, Yunan ateşi gibi lojistik malzemeleri taşıyordu. Surlara yaklaştıkça etraftaki kül olmuş, çatısı çökmüş evleri gördüm. Uzun menzilli mancınıkları vardı demek ki. Eğer ki surda gedik açarlarsa bu bizim için büyük bir sorun olurdu. Derhal surlara çıktım ve savaşın büyüklüğünü o zaman fark ettim. Sauron’un düşmesinden sonra orclar yıllarca yerin altında hazırlık yapmış ve şimdi downvoterlarla beraber bizlere saldırıyordu. İçimden tüm downvoterlara lanet okudum. Çoğunun babası Sauron’la olan savaşta kendi dünyalarından bize yardım etmek için gelmişti ama onların çocukları yoldan çıkıp bize saldırmaya başlamışlardı. Kendi dünyalarından mavi ejderhalar getirmişlerdi cesetleri surların dibindeydi. Mod general çadırına doğru koştum ve masanın başında u/IamAhustle ve u/YaniktheGent’i gördüm. Beni görünce yüzleri aydınlanır gibi oldu ama önlerindeki haritaya bakınca durumun iyi olmadığını anladım. Düşmanın çok fazla mancınığı vardı ve bu mancınıklar surlara yakın olan evleri tamamen yıkmıştı. Attıkları yanan taşlar kenar kesimlerde yangınlara yol açıyordu. Bununla da yetinmeyip Surların dışında kalan çiftliklerden yakalayıp acımasızca öldürdükleri sığırları da mancınıklarla şehir içine atıyorlardı. Eğer hemen yakılmazlarsa hastalığa sebep olacakları için surlarda olduğu kadar iç kesimlerde de telaşla gezinen gönüllü KGB hulku vardı. Bizim surdaki mancınıklarımızsa mavi ejderhalar tafından yok edilmişti. Geriye sadece 2 mancınığımız kalmıştı ve onlar da aralıksız kullanıldığından taşıyıcı keresteleri çatlamıştı. Bu halde kullanılamazlardı. Generallerin istekleri doğrultusunda surdaki en yüksek kuleye çıkıp mancınıklara ateş topu fırlatmaya başladım. Bu sırada orclar ve downvoterlar halatlar ve merdivenlerle durmaksızın surlara çıkıyordu. Onlar çıktıkça yurdunu savunma içgüdüsüyle yanıp tutuşan cesur askerlerimiz onları öldürerek surlardan aşağı yuvarlıyordu. Aşağıda o kadar ceset vardı ki gece olduğunda onları yakmamız gerekecekti yoksa hem hastalığa sebep olacaklar hem de cesetler taarruza geçen düşmanlara birer rampa görevi görecekti. Mancınıkları ateş toplarıyla kısa sürede etkisiz hale getirdim getirmesine ama ejder kemiğiyle güçlendirilmiş koçbaşlarına alev topu atmak için manam kalmamıştı. Koçbaşlarını kızgın yağlarla etkisiz hale getiririz diye bölük subayı kızgın yağı dökme emrini verdi. u/BlueGrayOwl ve u/moremelih kızgın yağ kazanını omuzlarından destek alıp surların kenarına getirdiğinde u/ufpa elindeki metal sopa yardımıyla kazanın altını kaldırarak yağı aşağı doğru döktü. Bir de ne göreyim, koçbaşının ok geçirmez derisi alev alıp yok olduğunda altındaki yanmaz ejder pulları açığa çıktı. O an s*ki tuttuğumuzu anladım. Koçbaşı ana kapımıza darbe üstüne darbe indiriyordu. Derken ana kapımızdan bir çıtırtı sesi geldi. Hemen aşağı inip düşmanları karşılamak üzere bekleyen askerlerin arasında kılıcımı çekerek yerimi aldım. Ana kapı büyük bir gümbürtüyle kırıldı ve düşmanlar içeri it sürüsü gibi akın etmeye başladı. Arkamdan bir ses işittim ve kale büyücülerine gerekli mistik bitkiler gibi şeyleri karşılayan “ u/rientala19’yı elindeki mana potlarıyla bana doğru koştururken gördüm. Büyücüler revirde yaralıları iyileştirmekle meşgul olduklarından ellerinde kalan 3 şişe mana potunu yollamışlardı. 3 şişeyi sek içtim ve kapıdan içeri giren düşmanlara alev topları fırlatırken o da düşmanlara molotof kokteyl atıyordu. Çatışma çok şiddetliydi ve ne düşman öldürürsek öldürelim bitmiyorlardı. Bu amansız mücadele tam 6 gün boyunca devam etti. Bazen dış surları kaybettik ve iç kaleye çekildik sonra onları geri püskürttük. 7. Günün şafağında mod generallerden biri elf yayıyla orc liderini boğazından vurduğunda lidersiz kalan orc sürüsü geri çekilmeye başladı. Orcların geri çekilmeleri downvoterları da dehşete düşürmüştü ve onlar da geri çekilmeye başladı. Öyle ki, korkudan vurulan liderlerini bile geride bırakmışlardı. Süvarilerle beraber can çekişen orc liderinin yanına gittim. Hemen bildiğim en etkili iyileştirme büyülerini orc liderine uygulamaya başladım çünkü revire götürene kadar ona canlı ihtiyacımız vardı. Yanımdaki u/brylmz onu atının terkisine attı ve revire doğru at sürdük.
Revire girdiğimizde u/samtgrb “Aman aman nereye geldim ben. Daha demin cephedeydim burası neresi *rospu çocukları!” diye inliyordu. Yarası derin değildi, iyileşeceğinden emindim. Tekrardan orc liderine döndüm. Oku en tecrübeli hekimelerden u/idillogia’nın yerinden çıkarması, benim ve diğer kale healerlarının büyülerle orcu ölümden döndürüp stabil hale getirmemiz 8 saat sürdü. Çok yorgun olduğumdan biraz kestirmek için revirdeki odalardan birine daldım ve gördüğüm manzara tarif edilemezdi. Sıhhiyeci u/shido_37 esir alınan yaralı bir downvoteri g*tünden s*kiyordu. Ben de yan odaya geçip oradaki sandalyeye çöktüm ve yorgunluktan oracıkta uyuyakaldım. Kendime geldiğimde hava kararmıştı ve mod generallerle beraber zindana gittik. Modlardan u/IamAhustle gardiyanlardan u/ovzanV2’ye hücrenin kapısını açmasını emretti. Modlar, ben ve gardiyanlar hücreye girip downvoterlara işkence ettik ve bu sırada gardiyanlardan u/justalperen downvoterların da bü evrenin(reddit’in) bir parçası olduğunu söyleyip biraz daha nazik olalım diye ısrar etti ama sonra kendisine küfreden bir downvotera dayanamadı ve tekme tokat girdi. Esir ettiğimiz downvoterlar lider kadrosundan değil de sıradan asker oldukları için bir şey bildikleri yoktu. Bunun üzerine orc liderinin hücresine gittik ve şafak sökene kadar ona işkence ettik ama orc lideri konuşmayı reddetti. Çelik zincir gibi bir iradesi vardı ve onun zincirlerini kırmak kolay olmayacaktı. Onu nasıl konuşturacağımızı düşündük. Bir Balrog’un imgesiyle onu korkutabilirdim, hatta Balrog’dan daha korkunç ifritler de vardı ama bu sefer delirirdi ve işimize yaramazdı. Onun aklının başında olması lazımdı ve öyle bir yöntem bulmalıydık ki yalvara yalvara, kendi isteğiyle bize bildiği her şeyi itiraf etmeliydi. Nasıl bir şey, nasıl bir… Aaaha! Bulmuştum! Gardiyanlardan u/mutfuckrobotu’nun kulağına birkaç şey fısıldadım ve gözleri fal taşı gibi açıldı. İşe yarayacağını o da biliyordu. Orc lideri biraz işkillense de konuşmayacağından emin gibiydi.
O gün akşama kadar orc liderini balla, sütle, mesir macunuyla besledik. Gece yaşayacağımız sevinçten dolayı ellerim kaşınıyordu. Akşam olduğunda süt gibi elf kızlarından 3 kişiyi zindandaki hücreye getirttim. Orc liderinin malafatına da Cesur’un kilidini takıp ellerinden ve kollarından duvara sabitledik ve elflerle baş başa bıraktık. 3 elf kızı sabaha kadar orc liderinin önünde twerk yaptı. Orc lideri malafatındaki kilit yüzünden hem acı çekiyor hem de elf kızlarıyla ilişkiye giremediğinden acı içinde çığlıklar atıp kilidi açın diye yalvarıyordu. Sesi tüm kalede yankılanıyordu. Öyle ki kaledeki birçok kişi uyuyabilmek için kulak tıkacı kullandı. Orc lideri sabaha kadar yalvardı, her şeyi itiraf edeceğini söyledi ama şafak sökene kadar kilidi açmadık. Şafakla beraber modlarla zindana indik. Elf kızlarını istirahat etmeleri için odalarına yolladık ve general u/YaniktheGent elindeki savaş çekiciyle tek hamlede orc liderinin malafatındaki kilidini kırdı. Eğer orc lideri birkaç saat daha kilitli kalsaydı acı ve kederden ölecekti. Bu yöntem çok tehlikeliydi ama bir o kadar da etkiliydi. Bunu bir kenara not aldım. Orc lideri malafatı serbest kalır kalmaz işine koyuldu ve generale kilidi kırdığı için minnettar olduğunu söyledi. Onu işini yaparken izlemek ne kadar iğrenç de olsa sonuna kadar bekledik çünkü artık kilitleri kırılmıştı (her iki mana da da :dd) ve bize bildiği her şeyi anlatacaktı.
Orc lideri işini bitirdiğinde downvoterlarla ilgili her şeyi anlattı. Dediğine göre yüzyıllar önce Sauron’la olan savaşta ölmek üzere olan bir savaşçı ölmekten korktuğu için ruhunu ilk dark lorda satmış ve ruhu karşılığında ondan boyutlar arasında kapı açma yeteneğini almıştı. Bu yeteneğini daha doğrusu lanetini her kullandığında ruhundan bir parça kaybederek daha fazla çıldırmış ve yoldan çıkmıştır. Başta yanına getirdiği downvote ırkıyla orta dünyada sadece bir şehir kurup huzur içinde yaşamak isterken zaman geçtikçe delirmiş ve Nefes almak için surların dışına çıktım askerlerimizin yoğun çalışmalarını gördüm. Cesetleri toplayıp yakacak, surdaki gedikleri onaracak, surların dibindeki cesetlerle beraber çamur deryasına dönmüş hendekleri tekrar kazacaklardı. O sırada uzaklarda yeşil bir ışık kümesi farkettim ve atımı oraya doğru yürmeye başladım. 5 tane ghostu bir ateşin etrafında oturmuş muhabbet ederken gördüm ve dinlemeye başladım. Bir cisimden bahsediyorlardı. Öyle bir cisim ki tüm orclar bu cismi arıyordu. O cismin orc liderinin bahsettiği boyutlar arası bağlantıyı sağlayan cisimle aynı olup olmadığını merak ettim ve ghostlara doğru yürümeye başladım. u/csyeniden’i, u/mcdmnsi’i, u/mosyosolid’i ve u/normade1’i tanıdım ama sonuncu ghost kafasında savaş baştası varken tanınamaz haldeydi. Kim olduğunu sorunca “u/sunqfu’yum ben” dedi. Bu 5 ghost’u en son 2 ay önce Lordumun downvoterlar hakkında istihbarat toplamaları için görevlendirdiğinde görmüştüm. Aralarından biri konuşmaya başladı: “u/Cathessis, dowvotecuları takip ederken orclarla iletişim kurduklarını görüp onları Mordor’daki madenlere kadar takip ettik. Madene sızınca yüzlerce metre derinliğinde devasa bir çukur kazdıklarını gördük. Çukur o kadar genişti ki iç tarafındaki sarmal merdivenlerle dibe iniliyordu, ek olarak orta tarafta da kazdıkları toprağı çıkarmaları için vinç sistemi vardı. Gece olup hepsi madenden çıkınca çukurun dibine indik. Hızlı hızlı basamaklardan inmemize rağmen inişimiz en az 15 dakika sürmüştü. O sırada duvarların parıldamaya başladığını fark ettik. Duvarlara bir sürü minyatür resmedilmişti ve bunların birince parıldayan bir cisim görülüyordu. Yerin bu kadar altında böyle minyatürler olduğuna göre orclar önemli bir şey bulmuş olmalıydı. Derken arkamızdan gece devriyesindeki downvoterlar göründü. Onlar bağırınca merdivenin aşağısından da orclar gelmeye başladı. Kanımızın son damlasına kaadr savaştık ama bizden onlarca kat fazlaydılar ve sonunda daha fazla dayanamadık.” derken yüzü yere bakıyordu. Kahramanca çarpışmışlardı ve edindikleri bilgileri Lorduma ulaştıramadıklarından ruhları da bu dünyada acı çekiyordu. Gideceğim yer belli olmuştu, Mordor’da beni büyük tehlikeler ve şeytani varlıklar bekliyordu.
Surlara doğru at sürdüm ve generallerle bu bilgiyi paylaştım. Yakın zamanda tekrar saldırı bekledikleri için tüm askerlere burada ihtiyaçları vardı ama ellerinden geleni yapacaklarını söylediler. Kaleden gerekli eşyalarımı alıp Mordor’a gitmek için surların dışına çıktım. Tek sorun nasıl gideceğimdi. Günlerdir yaşanan bu olaylar yüzünden kendimi teleport edemezdim. Atla yanlarından geçsem düşmanların ordugahından dolayı geçişim zor olurdu. Havadan gitsem de beni fark ettiklerinde oklarla vurup keklik gibi avlamaları işten bile değildi. Kara kara düşünürken yanıma gelen u/alperozkaya’ya aklımdan geçenleri anlattım. “Bekle beni Cathessis” deyip kaleye koştu ve az sonra elinde bir tahta parçasıyla geri döndü. Elindeki “+” şeklinde tahta parçasıyla ne yapacağını sordum. O da bana downvotecu *rospu çocuklarının yaralılarını çarmıha gerip sabah onların ordugahına yakın bir yere götüreceğini, böylece de kilometrelerce metrekare alanda gökyüzünün görünmeyeceğini söyledi. Bu fikir aklıma yatmıştı. Bir ıslıkla uçan kartal dostumu çağırdım. Sabah olup da akbabalar gökyüzünde siyah bir bulut gibi yayıldığında kartal dostumla akbabaların üstünden uçarak Mordor’a doğru yol alırken “Acaba Lordum ve yanındakiler neler şu an ne yapıyorlar?” diye düşünüyordum.
Devam edecek…
Teşekkür: Downvotecu kelimesi yerine downvoter kelimesinin kullanılmasını bana öneren u/SikiTuttunSaruman’a teşekkürler.
Not: Vakit buldukça görsel eklemeye çalışacağım, yazıyı bile kaç gündür yazıyorum anca dün tamamlayabildim. Görsellere pek vaktim kalmadı.
submitted by Cathessis to KGBTR [link] [comments]


2019.11.16 11:01 GoodFartMachineQ Bu haftaki Miz TV Segment'ini çevirdim, iyi okumalar.

Miz ; "Sence neden, arkada koca bir soyunma odası dolusu adam varken, Fiend sana saldırmayı seçti? Bana ne düşündüğünü söylemeyecek misin? Ben sana ne düşündüğümü söyleyeyim. Bence Fiend senin mental olarak dengesiz olduğunu görüyor, bence senin 10 yıl önce olduğun Superstar olmadığını görüyor. Bence o senin artık YES Movement'a sahip olmadığını biliyor. O senin, kendi içinde yaşadığın kişilik çatışmasını görüyor. Kafanın karışık olduğunu biliyor, senin kim olduğun hakkında hiç fikrin yok, benim senin kim olduğun hakkında fikrim yok, artık kimsenin senin kim olduğun hakkında hiç fikri yok. Sen kimsin Daniel? Ha? Ultimate Underdog musun? Kalabalığı YES YES YES! Diye tezarüat atmaya teşvik eden mi? Yoksa sen, YENİ Daniel Bryan mısın? Hani şu çevreci olan, insanlara durmadan geri dönüşüm yapmalarını söyleyen mi? Gerçek şu ki, bence Fiend senin mahfolmuş durumda olduğunun farkında ve bence, Daniel Bryan'ı bitiren kişinin kendisi olmasını istiyor."
Daniel ; "Bray hakkındaki tüm o konuşmanın yanı sıra, benim sessiz kalma sebebim çünkü MizTV boktan bir şey. Miz TV herzaman boku yemiş durumdaydı, ama sen haklısın, sen haklısın. Ben 10 yıl önceki Daniel Bryan değilim, ben YES! Movement'ın lideri değilim, hatta belki evet mahfolmuş durumdayım ve kesin olarak mental olarak düzgün dengesizim. Ama önceyle şuanda aynı kalan tek bir şeyim var."
"Hırs.."
"Benim tüm zorlukların üstesinden gelip, Wrestlemania 30 Main Eventine gitmemi sağlayan hırs, benim 3 yıl boyunca----"
Miz ; "Biz zaten bunlar---"
Daniel ; "KAPA ÇENENİ! KAPA ÇENENİ! ÇÜNKÜ SEN ANLAMIYORSUN! ONLARDA ANLAMIYOR! HIRSIN ZİHİNSEL DENGESİZLİKLE BİRLEŞİNCE NE OLACAĞINI!? NEYDEN BAHSETTİĞİMİ ANLIYOR MUSUN?! HAYIR ANLAMIYORSUN! O ZİHİNSEL DENGESİZLİK, BENİM YES MOVEMENT'I ÖLDÜRMEMİ SAĞLADI. HEMDE ONU DAHA YILLARCA KULLANABİLECEKKEN! ÇÜNKÜ SEN ÖYLE YAPARDIN! O ZİHİNSEL DENGESİZLİK BENİM BİR ADAMIN TAŞŞAKLARINA TEKME ATIP WWE ŞAMPİYONU OLMAMI SAĞLADI! SEN O ZİHİNSEL DENGESİZLİĞİN BU TARZ BİR HIRSLA BİRLEŞİNCE NE OLACAĞINI ANLAYAMAZSIN!"
"Sen anlayamazsın ama Bray Wyatt? O anlar. O da dengesizin teki ve biz onun gibi bir şeyi daha önce görmedik. Biz onun Bray Wyatt ya da Fiend olduğunu bilmiyoruz, kimin ya da neyin kontrolde olduğunu bilmiyoruz. O dengesiz, zihinsel olarak sorunlu. Ve bende öyleyim, aynı zamanda zihinsel olarak dengesiz biriyle savaşması için zihinsel olarak sorunlu birinden daha----"
FIREFLY FUN HOUSE INTRO.
Bray ; "Selam Daniel! Yo! Biri orada değilken o kişinin arkasından konuşmak kabalıktır! TERBİYEN NEREDE SENİN!? Kafanın karışık olmasının ne kadar korkutucu olduğunu biliyorum. Belkide bu o yüzden bunu yapmıştır, seni korkutmak için! HAHAHAHAHHAHA! Belkide, belkide o bunu sana ne yaptığını hatırlatmak için yapmıştır, hatırlıyorsun değil mi? Çünkü bence o, kesinlikle hatırlıyor. YA DA BELKİ O SADECE SENLE OYNAMAK İSTİYORDUR! YOWIE WOWIE! OYUNCAKLAR! BAKALIM BURADA NE VARMIŞ!?---"
"Evet...."
"HAHAA! Bak bu güzel.."
"Ama bu benim, en sevdiğim yeni oyuncağım. GELİP OYNAMAK İSTER MİSİN!?! Tek yapman gereken o tek sihirli sözcüğü söylemek. Hadi Daniel, söyle işte. Bunu istediğini biliyorum."
Daniel ; "Hayır."
Abbie The Witch ; "Evet."
Daniel ; "Hayır."
Mercy The Buzzard ; "Evet."
Daniel ; "Hayır."
Huskus ; "Evet!"
Daniel ; "Hayır."
Rambling Rabbit ; "EVET!"
Daniel ; "Hayır, hayır. Ben arkaya gelip sen ve kuklalarınla oynamayacağım. Çünkü ne yapmaya çalıştığını anlıyorum, beni manipüle etmeyi deniyorsun, insanları manipüle etmeyi deniyorsun. Ama ben bir kukla değilim, artık sen misin? Ya da Fiend mi? Bana saldıran kimse, benimle sorunu olduğu belli. Yani kavga etmek istiyorsan, hadi edelim. Ama bunu yapacaksak, Universal Kemeri için yapalım, yani Bray sen ne diyorsun?"
Bray ; "O halde Bryan, demem gerekki. YES! YES! YES! YES! YES! YES! YES! YES! YES! YES! YES! YES! HAHAHAHA! YES!"
submitted by GoodFartMachineQ to HotTagTurkey [link] [comments]


2019.10.25 09:29 oyazilim Yeni Başlayanlar İçin Foreks

Yeni başlayanlar için Foreks, göz korkutucu ya da yüksek kazançlar elde edebileceğiniz bir alan olarak görülebilir. Bu kuşkuları kafanızdan silmek için ilk olarak Foreks’in ne olduğu ve işleyişinin nasıl olduğu hakkında bilgi sahibi olmanız gerekiyor. Foreks, dünya piyasası değerleri doğrultusunda değişen endekslere, dövizlere, emtialara, CFD’lere yatırım yapabileceğiniz küresel bir finansal alandır. Foreks’in diğer yatırım alanlarından en büyük farkı ise; yatırımcıların akıllı cihazları üzerinden 5 gün 24 saat bouyunca online bir şekilde bağlanmasına ve dünya piyasasına göre kısa vadede yüksek kazançlar elde etmesine imkan tanımasıdır.

Yeni Başlayanlar İçin Foreks Kullanımı

Birikimlerini akıllı yatırımlar doğrultusunda değerlendirmek isteyen yatırımcı adayları için Foreks geniş bir alan sunuyor. Bu alanlar için Foreks, eğitim videolar, eğitim setleri ve bununla birlikte uygulamalı öğrenme seçeneği olarak demo hesap sistemini sunmaktadır. Dünyanın en büyük finansal piyasası olan Foreks’te yatırım yapmaya karar veren bireyler, sistemi anlamak için demo hesapta sıfır riskle işlemler ile takibini yapmaktadır. Aracı kurum sayesinde yatırım yapmak istediğiniz alanı belirleyip kendinize bir demo hesap açın. Minik yatırımlar ile büyük kazançlar elde etmek için Foreks’in işleyişini tam olarak kavramalısınız. Haftanın ilk günü yanı Pazartesi gecesi saat 00:00’ı geçtikten sonra giriş yaparak, iş gününün son günü olan Cuma gece saat 23:59’a kadar süren online işlemleri akıllı cihazlarınızdan takip edebilirsiniz. Foreks üzerinden yapacağınız işlemler anlık olarak değişebilir. Bu sebeple takibinizi çok sık bir şekilde gerçekleştirmeniz gerekiyor.

Yeni Başlayanlar İçin Foreks – Anlık İşlem Sistemi

Yatırım hayatına yeni başlayanlar için Foreks akıllı yatırımın bir numaralı adresi olarak görülüyor. Karmaşık yapıların aksine, kolay bir arayüz ile kullanıcılarını her daim bilgilendiriyor. Bireyler yatırım yapmak için seçmiş oldukları aracı kurumlara herhangi bir ücret ödemezler. Bu durum yatırımcı adaylarını sevindirecek bir özelliktir. İşlem yapan bireyler işlemlerini doğrudan akıllı cihazları ya da bilgisayarları üzerinden görerek gerçek zamanlı alış ya da satış fiyatlarını takip etme imkanını elde eder. Bununla birlikte yatırımcı bireyler birbirinden farklı seçenekler doğrultusunda yatırımlarını gerçekleştirir, kar marjını takip ederek farklı alanlara yatırım yapabilirler. Üstelik bu işlemlerin her biri anlık olarak takip edilir.
Kaynak : https://foreksoyna.com/yeni-baslayanlar-icin-foreks/
submitted by oyazilim to u/oyazilim [link] [comments]


2019.06.12 19:01 ixirlife İxirlife İle Nasıl Kritik Verilerinizi Güvendedir.

İxirlife İle Nasıl Kritik Verilerinizi Güvendedir.
Hemen hemen herkesin internete anında erişebildiği bir çağda, bulut tabanlı bir işletme yönetimi çözümü fikri korkutucu olabilir. Neyse ki, İxirlife, kritik verilere erişim kolaylığı ile işinizi güvende tutmak için daha sağlam güvenlik özelliklerine ihtiyaç duyulduğunu düşünerek oluşturulmuştur. İşletme sahiplerinin bilgileri üzerinde tam kontrol sahibi olmalarına yardımcı olmak için İxirlife’nin güvenlik özelliklerinden yalnızca birkaçını vurguladık.
İxirlife Güzellik merkezi programı Güvenlik Özellikleri
İxirlife, kritik verilerinizi hırsızlıktan korumak ve çeşitli yenilikçi özelliklerle hatalı davranmamak için tasarlanmıştır, böylece işletmenizde neler olup bittiğini her zaman kontrol edebilirsiniz.
IP Kısıtlamaları
Ekibinizin, işte olmadığında yazılıma tam olarak erişmesini istemiyor musunuz? IP Kısıtlamaları, kullanıcıların çalışma notları ve işlem geçmişi gibi hassas İxirlife verilerine olması gereken erişim seviyesini belirlemenizi sağlar. İxirlife, bir kullanıcının yazılıma nereden eriştiğini belirlemek için Internet IP adresini kullanır, böylece verilerinizi işinizin içinde güvende tutabilirsiniz.
İxirlife alanlarını gizle
İxirlife, güzellik salonu yazılımı belirli alanlarını gizlemenize izin verir, böylece ekibiniz var olduklarını bile bilmiyordur. Bu, maaş bordrosu gibi yönetime özgü alanlara erişimi sınırlamak veya yalnızca Randevu Defteri gibi belirli özelliklere erişmesi gereken kullanıcılar için karmaşayı sınırlamak için faydalı olabilir.
Uyarılar Günlüğü ve Yöneticisi
İxirlife'nin para iadesini gerçekleştirdiği, belirli bir özelliğe erişimini engellediği veya bir çalışanın erken saatte çalışmadığı zamanları bilmek ister misiniz? İxirlife, çok özel uyarıları ayarlamanızı ve yönetmenizi sağlar; böylece, Kayıt defterinde, çalışanlarınızla, güvenlik ayarlarınızda ve daha pek çok şeyde önemli bir şey olduğunda kısa mesaj veya e-posta ile bilgilendirilebilirsiniz.
Etkinlik Günlüğü
İxirlife, tüm kullanıcı işlemlerini izler ve günlüğe kaydeder, böylece çalışanlarınızın yazılım içinde ne yaptığını her zaman bilir. Etkinlik Günlüğü, müşteriler, işlemler, çalışanlar, veri değişiklikleri ve güvenlik gibi belirli kategorilerdeki bilgileri hedefleyerek günlükleri aramanıza izin verir.
İxirlife: Dünyanız Tek Bir Yerde.
Güzellik ve sağlık uzmanları ile inşa edilen tek gerçek bulut tabanlı iş yönetimi platformunu sunan İxirlife, bir işletmeyi işletmek ve büyütmek için ihtiyacınız olan her şeyi tek bir yerde sunar. Ortak görevleri kolaylaştırmaktan, müşterilerle bağlantı kurmaya, randevuları ayırmaya, sadakat programlarını yönetmeye, personel performansının daha iyi yönetilmesine yardımcıdır. İxirlife hakkında daha fazla bilgi için, www.ixirlife.com adresini ziyaret edin.
Hemen Satın Al : https://www.ixirlife.com/
submitted by ixirlife to u/ixirlife [link] [comments]


2019.01.01 13:11 focabutikotel Foça otellerinde Kıyıyı özlemek cesaretiniz olmadıkça, adam yeni okyanusları keşfedemez

Foça otellerinde Kıyıyı özlemek cesaretiniz olmadıkça, adam yeni okyanusları keşfedemez. ~ André Gide

Foça otellerinde En iyi uygulamaların güvenli sığınağından uzaklaşmak, pazarlamacı olarak benimsemeyi öğrenmek zorunda olduğumuz korkudur.

Foça otellerinde Bilinmeyen bölgelerde ayak ayarladığınızda, korkutucu durumlar ortaya çıkar. Mart ayında firmamız kapılarını çevrelemek ve kapıları çevreleyen giriş sayfalarımızı tamamen kaldırmaya karar vermiştir.

Foça otellerinde Müşteri Sadakat Sanatıyla ilgili 10.000'den fazla kelime rehberi gibi kaynaklar tamamen açık bir şekilde tamamen yeniden tasarlanmaktadır.

Foça otellerinde Onun tepkileri onun düşünceleri ve kalitesi açısından şaşırtıcıydı, ama deneyi değerlendirmek açısından biraz bölündü: kurşun geni için herhangi bir e-kitap yok mu? Bu içerik pazarlama küfürüne benzer!

Foça otellerinde Yeterince komik, Copyblogger takım yorumlarını silmeye karar verdiğinde, son zamanlarda benzer bir bölünme gördü.

Foça otellerinde Bir kasırga dalgası hareket etmeye başladı, ancak şaşırtıcı bir trend fark ettim: yorumlar çoğunlukla aşağıdakiler temelinde yapıldı: Copyblogger için en iyisi değil, en iyi uygulamalar dı.

Foça otellerinde Online pazarlama, titiz testlerden ve düşünceli bakışlardan yararlanan bir alan, bazen en iyi uygulamaların çift kenarlı kılıcıyla yüzleşmek zorundadır. Test taktiklerini teşvik etmelerine rağmen, herkes için işe yarayan herkes için çalışmayabilir.

Foça otellerinde En iyi uygulamalar, yeniliği kendi başına yenilemeyi reddeden bir şirkette inovasyonu engelleyebilecek bir “reçete” tavsiyesini de teşvik eder - taklit, çiftin en samimi biçimi olabilir, ancak yenilik değildir.

Ancak, metagame'i dinlememize neden dikkat etmeniz gerektiğini bir göz atalım.

Pazarlama tavsiyesi reçete edilmemiştir
Foça otellerinde büyüyen şirketler hakkında çok şey bilen, dört kurucu ortağı olan ve daha fazlası için bir danışman olan bir erkek.

Son zamanlarda, birçok girişimcinin kaçırdığı önemli bir nokta olmuştur:

Foça otellerinde Çok fazla içerik, kanıtlanmış taktik, kural ya da bir şeyler yapmak için “doğru” bir yol vaat eden bir şey gördüm. Bununla birlikte, reçeteli taktiklerin belirli şirketler için ne kadar kötü olduğunu gösteren kanıtlar vardır (çok daha kötü!).

Foça otellerinde Bunu nasıl söylüyorum? Reçete olarak büyüme (materyaller dahil) hakkında okuduğunuz hiçbir şeyi almayın. Onu her zaman bir ilham merceğinden görüyorum. ~ Brian Balfour

Foça otellerinde Başka bir deyişle, gerçek anlamda sürdürülebilir büyüme, bağlama bağımlıdır ve asla tek bedenli bir şey değildir.

Foça otellerinde Ayaklarınızı emerken en iyi uygulamaların kopyalanması şiddetle tavsiye edilir. Ne yapacağınızı bilmiyorsanız, neden samimi ve güvenilir uzmanlardan tavsiye almıyorsunuz? Bu yüzden girişimciler gezegendeki en iyi okuyuculardan bazılarıdır (ya da vardır) - yıllarca formüle edilmiş yoğun bilgi, iyi bir kitaptan sadece birkaç saat içinde tüketilebilir.

Ancak, adam metagame Bun üzerinde obsessing durdurmak için gereken bir zaman var.

Foça otellerinde Rekabetçi oyunlarda, metagame en iyi oyuncular için mevcut olan en iyi uygulamaların ortamı olarak tanımlanır. Uzman, satranç oyuncularının ezberlemede oldukça iyi bir şey olabileceğini itiraf etti. Yeni başlayanlar için satranç üzerine pek çok kitap meraklı kitaplar gibi okunur.

Foça otellerinde sorun, bir başkasının inovasyonunu taklit ederek satrançta (ya da başka bir şeyde) asla mükemmel olmayacağınızdır. Dünyanın dört bir yanındaki satranç oyuncuları bu takıntıyı ezberliyorlar, çünkü bu yaklaşım sadece kopyalama hakkında hareketleri anlamakla ilgili değil.
Kaynak : https://www.foca1887otel.com/
submitted by focabutikotel to u/focabutikotel [link] [comments]


2018.02.11 16:04 focaotelleritop İzmir Otelleri Binyıl Gezginleri 2018

İzmir Otellerinde Binyıl Gezginleri Foça Otelleri ve İzmir Butik Otelleri Konuk davranışı ve harcama kalıpları sürekli dalgalanmaktadır, ancak son on yılda farklı bir senaryoya tanık olduk. Hiç şüphe yok ki, misafirperverlikteki teknolojinin gelişimi endüstrinin gelişmesinde büyük rol oynamakla birlikte, bin yıllık bir gezginin oylanmasında önemli bir faktör var.
İzmir Otel konaklama söz konusu olduğunda binlerce kişi daha fazlasını beklemektedir. Maksimum kolaylık sağlamak isterler ve kişiselleştirme tarafıdır. Seyahat etmeleri için de farklı sebepleri var. Foça Mekan Rehberi daha samimi bir deneyim arayanlara etkin bir şekilde hitap edebilecek bir portal oluşturduğu için bu konuda rastladı; Bu, küçüklerin bildiği seyircilerin bildik bir parçası.
İzmir Otelleri İzmir otelleri, kurumsal müşteriler, turistler ve son dakika turistleri gibi belirli bir kitleye hitap etmek için uzun süredir devam eden piyasa ayrımcılığından yararlandı. Ancak bin yıllık yolcuların söz konusu olduğu durumlarda, bölüm genelinde bir yaklaşımı takip etmek yeterli değildir; rezervasyonlar, kişiselleştirme ek bir katmanı ile ayrı ayrı geliştirilmelidir.
Böyle bir strateji korkutucu olabilir, ancak bugünün sayısal ortamında konuk verilerini etkili bir şekilde depolamak, organize etmek ve kaldırmak için araçları zaten buluyoruz.
Eğer kalışlarının kalitesini arttırmak için bin yıllar kullanılırsa, bilgilerinizi vermeyi başaramayacaklardır. Nitekim, birçoğu aynı sebeple uluslararası zincirler yerine bağımsız mülklerde kalmayı tercih etmektedirler. Binlerce yıl daha düşük tesislerdeki bazı kusurları kabul etmeye hazır olsalar da, hala iyi bir hizmet beklemektedirler. Bir dakikanızı ayırıp bin yıllık yolcuların temel özelliklerini anlatayım.
Dürtüsel – Bin yıl yolcuları somut ürünler yerine yeni şeylere para harcıyor.
Zorunlu – Yüksek düzeyde konfor ve anlık memnuniyet bekliyorlar. Binyıl yolcuları, kişiselleştirme biçiminde tanımayı sever
Teknik, aşağıdakiler açısından iyidir: – dijital teknoloji ile güncel; bin yıl ağır akıllı telefon kullanıcıları ve optimizasyon bekliyoruz
Açık söylem – Milyonlarca yıl hem sosyal medyanın hem de görüşlerinin olumlu ve olumsuz görüşlerini paylaşmaktan kaçınmaz
Ev için gümüş astar, İzmir otellerinin modern bir gezginin taleplerine hitap etmesini sağlayacak güçlü yönetim araçlarına artan erişilebilirlikle bulut teknolojisinin benimsenmesidir. Bu araçlar yalnızca bir mülkiyetin verimliliğini artırmakla kalmaz aynı zamanda konuk deneyimini geliştirir ve bir mülk rakibinden daha iyi performans elde etmesine yardımcı olur.
Bin yıllık bir gezginin ihtiyaçlarını karşılamak Kişiselleştirmenin zor bir süreç olduğuna dair yaygın bir yanlış kanaat var gibi görünüyor. Sektör uzmanlarının İzmir otelciler tarafından yanıt aramaları için önerilen stratejiler genellikle daha büyük bütçeli büyük zincirler için daha karmaşıktır ve daha uygundur. Bugün, süreci basitleştirebilen ve daha küçük oyuncuların erişebileceği güçlü araçlar var, ancak bazen zorlu olabilir.
Cloud, mobil teknolojinin bir başka odak noktası. Büyük uygulamalar ve geniş bir mobil hizmetler hacmi ile, milyonlarca yıl meydan okuyor ve seyahatlerin planlanması ve artan seyahat ihtiyaçlarını karşılarken benzer düzeyde bir konfor bekleniyor. Akıllı telefonlar ve tabletler, hareket halindeyken işlemleri gerçekleştirmek için daha fazla kontrol ve esneklik sunar. Konuk deneyimine eklenen bir standart olan mobil uyumlu İzmir otelleri web siteleri ve mobil cihazlar üzerindeki yönetim araçları, tüketicilerin otellerin artan taleplerine doğrudan yanıt vermelerini ve doğrudan tüketim paydaşları için ‘hareket halindeyken’ yararlanmalarını sağlıyor. seçici konuklar.
Kişiselleştirmenin etkili bir şekilde uygulandığında sadakat yaratması değil, aynı zamanda otelin konuklarının arkadaşlarının ve ailenin çemberine girmelerine ve derin samimiyetin yolunu açmasına olanak tanır. Bulut teknolojisi, dünyanın otellerini, günümüzün gelişmekte olan pazarında rekabet etmek için ihtiyaç duydukları dijital teknoloji ile donatıyor. Gerçek zamanlı rezervasyon, rezervasyonlar için yakıt verme ve işlem bilgisi. Geniş veri teknolojisiyle birleştiğinde, İzmir otel, müşterileri, tercihleri, sevdikleri ve hoşlanmadıkları ve belirli bir mülkte görüşleri hakkında ek bilgi harmanlama ve ekşi bırakma yetkisine sahiptir; böylece, müşteriyi sunmak ve korumak için yeterli bilgiye sahip bir otel sağlar. Bu kombinasyon, otelciler için çok değerli olabilir. Ekonomik, esnek ve güvenli platforma modern İzmir otel yönetiminin ayrılmaz bir parçası haline gelmeden önce sadece bir zaman meselesi.
Kaynak : https://www.focaotelleri.top/izmir-otelleri-binyil-gezginleri-2018/
submitted by focaotelleritop to u/focaotelleritop [link] [comments]


OKYANUSLAR Hakkında KORKUNÇ 10 Bilgi ! - En Korkunç Yaratıklar ! Rüyalar Hakkında Bilinmeyen 15 İlginç Gerçek - YouTube YouTube CİNLER HAKKINDA 10 KORKUNÇ VE İLGİNÇ BİLGİ Korkutucu Güç : Kawasaki H2 - H2R Hakkında Her Şey! - YouTube Cinler Hakkında Korkutucu ve En İlginç Bilgiler Aynaların Yansımasında Yakalanan 5 Korkutucu Video - YouTube BİLMENİZ İSTENİLMEYEN 3 KORKUNÇ GERÇEK - YouTube

Koronavirüs hakkında korkutan açıklama! Sağlık

  1. OKYANUSLAR Hakkında KORKUNÇ 10 Bilgi ! - En Korkunç Yaratıklar !
  2. Rüyalar Hakkında Bilinmeyen 15 İlginç Gerçek - YouTube
  3. YouTube
  4. CİNLER HAKKINDA 10 KORKUNÇ VE İLGİNÇ BİLGİ
  5. Korkutucu Güç : Kawasaki H2 - H2R Hakkında Her Şey! - YouTube
  6. Cinler Hakkında Korkutucu ve En İlginç Bilgiler
  7. Aynaların Yansımasında Yakalanan 5 Korkutucu Video - YouTube
  8. BİLMENİZ İSTENİLMEYEN 3 KORKUNÇ GERÇEK - YouTube
  9. YOK ARTIK😱!!! DÜNYANIN EN KORKUTUCU YERLERİ HAKKINDA ...

Cinler Hakkında Tüyler Ürperten 30 Bilgi - Duration: 4:16. Bilgi Odası 54,849 views. 4:16. Cinler Hakkında Korkutucu ve En İlginç Bilgiler - Duration: 3:09. ÜCRETSİZ ABONE OLUN http://www.youtube.com/user/mrruhicenet?sub_confirmation=1 Merhaba, bazı şeyleri asla tamamen kavrayıp hayatlarımızı değiştiremeyeceğiz... Merhaba Prom, okyanuslar hakkında hem korkunç hem de ilginç bilgileri derlediğim videoma hoş geldin. Videoyu beğendiysen like atmayı ve bunun gibi içeriklerden haberdar olmak için kanala ... Aynaların Yansımasında Yakalanan 5 Korkutucu Video. Aynalar çoğu insana kimi zaman korkutucu ve gizemli gelebilmektedir. Bu düşüncenin altında izlenilen kork... Cinler Hakkında Korkutucu ve En İlginç Bilgiler ... Rusya Hakkında Bilmediğiniz EN İLGİNÇ 37 Gerçek - Duration: 5:39. Kütüphane Personeli 617,228 views. 5:39. Enjoy the videos and music you love, upload original content, and share it all with friends, family, and the world on YouTube. Hergün farkında olarak ya da olmayarak gittiğimiz bir yer var: Rüyalar alemi. Rüyalar hakkında bilinmesi gereken pek çok ilginç detay olduğu aşikar. Sizler i... Kawasaki Ninja H2R herhangi bir motosiklet değil. Bugüne kadar üretilmiş en hızlı fabrikasyon motosiklet. Sayısız rekorun sahibi... 4 zamanlı ve 4 silindirli... gÜnlÜk hayatimizda gİtmeye gezmeye cesaret edemeyeceĞİmİz İzlerken bİle ÜrpereceĞİnİz dÜnyanin bİlİnmeyen en korkunÇ yerlerİ 😱😱😱😱 en korkutucu mekanlar en ko...